DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

1996 Derinya Olaylarında Interpol Dosyası: Siyaset Bilimci Azgın'dan Çarpıcı Tespitler

15 Ağustos 2026 98 okunma
Siyaset bilimci Bilge Azgın, 1996 Derinya olaylarına ilişkin Interpol'e bildirilen isimler üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yaparak, sürecin tek taraflı işletildiğini ve Rum tarafındaki aktörlerin de sorgulanması gerektiğini savundu.
Öne Çıkanlar
  • Interpol'e 6 Türk'ün ismi iletildi, aralarında Erhan Arıklı da var.
  • Solomou olayında 5 isim bildirildi, Kundakçı ve Karlı dahil.
  • Azgın, Başpiskopos Hrisostomos'un rolünün de incelenmesi gerektiğini söyledi.
  • KKTC tanınmadığı için Interpol'e başvuramıyor, Rum tarafı avantajlı.

Siyaset bilimci Bilge Azgın, 1996 yılında Derinya'da yaşanan ve iki Rum gencin hayatını kaybettiği olaylarla ilgili Interpol sürecine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Azgın, Tasos İsak'ın ölümüyle ilgili soruşturmada aralarında dönemin Türk-Bir Başkanı Erhan Arıklı'nın da bulunduğu 6 Türk'ün isminin Interpol'e iletildiğini aktardı.

Solomou Spiru Solomou'nun Türk bayrağını indirmek amacıyla direğe tırmandığı sırada öldürülmesiyle ilgili olarak ise 30 Ekim 1996'da 5 ismin Interpol'e bildirildiğini kaydeden Azgın, bu kişileri dönemin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, 28. Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Karlı, KKTC Polis Genel Müdürü Atilla Sav, Çevik Kuvvet Müdürü Erdal Emanet ve dönemin Tarım Bakanı Kenan Akın olarak sıraladı.

Azgın, olayların yalnızca Türk tarafındaki isimler üzerinden değerlendirilmesinin eksik olduğunu belirterek, dönemin Başpiskoposu 1. Hrisostomos'un rolünün de masaya yatırılması gerektiğini vurguladı. 8 bin motosikletlinin Girne'ye gitmek amacıyla düzenlediği gösteriyi organize eden Yorgos Hacikostas'ın Politis gazetesine verdiği röportaja atıfta bulunan Azgın, Hacikostas'ın Başpiskopos tarafından makamına çağrıldığını, kendisine destek verildiğini ve 15 bin Kıbrıs lirası yardım yapıldığını anlattığını aktardı. Azgın, Klerides hükümetinin gösteriyi iptal ettiğini açıklamasının ardından Başpiskopos'un sürüşün iptal edilmemesi gerektiğini savunduğunu ve Hacikostas'a "Kıbrıs kan dökülmeden özgürlüğüne kavuşmaz" şeklinde telkinde bulunduğunun röportajda yer aldığını ifade etti.

Interpol'ün siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikteki olaylara müdahalesini yasaklayan 3. maddesine dikkat çeken Azgın, Rum yönetiminin Kundakçı'yı askeri bir politikadan dolayı değil, silahsız bir göstericinin ölümüyle sonuçlanan adli bir olayda doğrudan eylem talimatı veren kişi olarak kaydettirmeyi başardığını ileri sürdü. Böylece olayın siyasi niteliğinin geri plana itilerek adli suç tanımının öne çıkarıldığını savunan Azgın, aynı yaklaşımın Erhan Arıklı'nın da aralarında bulunduğu ve haklarında kırmızı bülten çıkarıldığını belirttiği 11 kişi için de geçerli olduğunu dile getirdi.

Azgın, KKTC'nin tanınmaması nedeniyle Interpol'e başvuramadığını, buna karşılık Güney Kıbrıs'ın 1964'ten beri uluslararası alanda tanındığını ve Rum siyasi tezlerinin bu nedenle daha geniş karşılık bulduğunu kaydetti. "Tek taraflı bir yargılama ve cezalandırma sistemi üzerine kurulu olan, Derinya olaylarının azmettiricilerini Rum tarafında değil de sadece ön yargılı biçimde Türk tarafında arayan Interpol'e vereceğimiz hiçbir kimse yoktur" diyen Azgın, tartışmaların Kıbrıslı Türkler arasında yeni bir kutuplaşmaya dönüşmemesi gerektiğini belirtti. Değerlendirmesinin sonunda 1996'da yaşamını yitiren iki Rum genç için üzüntüsünü dile getiren Azgın, "25 yaşlarında yaşamlarını bir hiç uğruna kaybeden iki genç Rum insan için çok üzgünüm. Allah rahmet eylesin" ifadelerini kullandı.

Sık Sorulan Sorular

1996 Derinya olaylarında Interpol'e bildirilen Türk isimleri arasında hangi görevliler yer alıyor?
Solomou olayı için dönemin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı, 28. Tümen Komutanı Mehmet Karlı, KKTC Polis Genel Müdürü Atilla Sav, Çevik Kuvvet Müdürü Erdal Emanet ve Tarım Bakanı Kenan Akın bildirildi.
Azgın'a göre Rum tarafındaki hangi isimlerin olaylardaki rolü sorgulanmalı?
Dönemin Başpiskoposu 1. Hrisostomos'un rolü masaya yatırılmalıdır.
Başpiskopos 1. Hrisostomos'un gösteri organizatörüne ne tür bir destek verdiği iddia ediliyor?
Hacikostas'ı makamına çağırıp destek verdiği ve 15 bin Kıbrıs lirası yardım yaptığı aktarılıyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör