DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Adli Olaylar

62 Yıl Geçti, O Masum Tebessüm Hâlâ Gözlerimin Önünde

09 Ağustos 2026 74 okunma
Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel'in 1964'teki otopsisinde yer alan Dr. Ayten Berkalp, aradan geçen onca yıla rağmen şehit pilotun yüzündeki ifadeyi unutamadığını söyledi. Berkalp, naaş üzerinde ağır işkencenin tüm izlerinin açıkça görüldüğünü belirtti.

Kıbrıs Türklerinin Erenköy'de yoğun saldırı altında olduğu 1964 yılının Ağustos ayında, Türkiye'nin başlattığı hava harekatına katılan Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel'in uçağı isabet almıştı. Paraşütle atlayarak kurtulan Topel, Rum askerleri tarafından esir alınmış ve maruz kaldığı ağır işkenceler sonucu şehit edilmişti.

Uluslararası girişimler neticesinde Topel'in naaşı Birleşmiş Milletler görevlileri aracılığıyla Rumlardan teslim alınarak Lefkoşa'ya getirildi. O dönem anestezi eğitimi için Limasol'dan Lefkoşa'ya gelen Dr. Ayten Berkalp, naaş üzerinde yapılan otopside bulunan doktorlar arasındaydı. Berkalp, büyük bir üzüntü içinde otopsiye girdiklerini ve bir an önce gerçeği öğrenmek istediklerini dile getirdi.

Dr. Berkalp, naaşı ilk gördüğü anda dahi işkencenin boyutlarının anlaşıldığını aktardı. Topel'in vücudunda çok sayıda kırık ve ezilme bulunduğunu belirten Berkalp, yakın mesafeden ateş edildiğinin gizlenmesi için vücudun çeşitli yerlerinden kesiler açıldığını, mermi izlerini kapatmak amacıyla bazı organların çıkarılıp tekrar dikildiğini anlattı. Berkalp, "İşkencenin her türlüsü yapılmıştı" ifadesini kullandı.

Yaşadığı duygu yoğunluğunu tarif eden Berkalp, şehit pilotun yüzündeki ifadenin yıllardır hafızasından silinmediğini vurguladı. "Cengiz Topel'in şehit olduktan sonra tebessüm eden masum yüzü halen gözlerimin önünden gitmiyor. İlk anda hayatını kaybetmiş olduğuna bile inanmadım. Sanki birazdan kalkıp benimle konuşacakmış gibi duruyordu" diyen Berkalp, otopsinin ardından cenazeyi Türkiye'ye gönderdiklerini söyledi. Dr. Berkalp ayrıca o dönemde çok sayıda Kıbrıslı Türkün de benzer işkencelere maruz kaldığını ve yaşananların savaş hukukunun ağır ihlalleri olduğunu sözlerine ekledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör