DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Adli Olaylar

Acılı ailelerden adliye önünde yürek burkan çıkış: "Cezalar can yakmıyor"

30 Temmuz 2026 66 okunma
Ölümlü trafik kazalarında sanıklara verilen 2 yıl 6 aylık hapis cezaları, yakınlarını kaybeden aileleri adliye önünde isyan ettirdi. Aileler, bu cezaların caydırıcı olmadığını ve toplum vicdanını yaraladığını belirtti.

Girne'deki bir adliye binası önünde toplanan trafik kurbanı yakınları, mahkeme kararlarının ardından gözyaşlarına boğuldu. 1 Eylül 2023'te Girne-Güzelyurt Anayolu'nda meydana gelen kazada eşi Hikmet Korkmaz'ı kaybeden Songül Korkmaz, duruşma çıkışında duygularını dile getirdi. Korkmaz, sanığa verilen cezanın kendisini geçmiş acılara geri götürdüğünü ifade ederek, "On dört yılla yargılanan bir kişiye sadece iki yıl altı ay ceza veriliyorsa, benim eşimin katili de yedi yılla yargılanacak. Bir buçuk yıldır mahkeme koridorlarında tükendim. Bizim de bir canımız var" şeklinde konuştu.

Rıfat Gezici davasında verilen 2 yıl 6 aylık hapis cezası, kamuoyunda daha önce benzer bir tepkiye yol açan başka bir olayı akıllara getirdi. 27 Şubat 2024'te Girne-Tatlısu Anayolu'nda meydana gelen kazada motosiklet sürücüsü Cemre Yönet hayatını kaybetmişti. 29 Ocak 2026'da sonuçlanan davada kusurlu bulunan sürücü Mikail Akbaş da aynı süre olan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

İki farklı ölümlü kazada verilen aynı cezalar, "Ölümle sonuçlanan trafik suçlarında cezalar caydırıcı mı?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Adliye önünde konuşan aile yakınları, bu tür davalarda verilen cezaların toplum vicdanını derinden yaraladığını vurguladı. Aileler, hırsızlık ve uyuşturucu madde suçlarına verilen cezaların bazı durumlarda ölümlü trafik kazalarından daha ağır olduğuna dikkat çekti.

Acılı aileler, özellikle bilinçli ihmal, aşırı hız, alkollü araç kullanma ve tehlikeli sürüş gibi nedenlerle meydana gelen ölümlü kazalarda daha ağır ve caydırıcı cezaların uygulanması gerektiğini savundu. Mevcut ceza sisteminin yeniden ele alınmasını talep eden aileler, adalet arayışlarının süreceğini ifade etti.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör