DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Arıklı'ya siyasi kimlik düzeltmesi: Ben TDP'li değil, CTP PM üyesiyim

26 Ağustos 2026 73 okunma
CTP Parti Meclisi Üyesi Aslı Murat, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın kendisini TDP'li olarak tanıtıp görüşlerine teşekkür etmesine tepki gösterdi. Murat, yabancı düşmanlığını körüklemekle suçlanan partinin CTP olduğunu ve kendisinin de bu partinin PM üyesi olduğunu vurguladı.
Öne Çıkanlar
  • CTP PM üyesi Aslı Murat, Bakan Arıklı'nın kendisini TDP'li tanıtmasına tepki gösterdi.
  • Murat, siyasi kimliğinin düzeltilmesini isteyerek CTP PM üyesi olduğunu vurguladı.
  • Murat, suçun milliyet veya etnik kökenle ilişkilendirilmesinin toplu suçlama yarattığını savundu.
  • Murat, asıl sorgulanması gerekenin yabancılar değil, denetimsizlik yaratan hükümet olduğunu belirtti.

CTP Parti Meclisi Üyesi Aslı Murat, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın cezaevlerindeki yabancı oranları ve güvenlik konularına ilişkin sosyal medya paylaşımına yanıt verdi. Arıklı'nın kendisini TDP'li olarak tanıttığını belirten Murat, "Erhan Arıklı bugün yaptığı paylaşımda, aklınca CTP'yi hedef haline getirmiş ve beni de TDP'li olarak tanıtarak görüşlerime teşekkür etmiş" dedi.

Murat, Arıklı'ya "Bilgi olmadan yorum yapmak çok tehlikeli Sayın Bakan!" diyerek öncelikle siyasi kimliğinin düzeltilmesi gerektiğini ifade etti. "Ben, Sayın Arıklı'nın yabancı düşmanlığını körüklemekle suçladığı CTP'nin Parti Meclisi üyesiyim" diyen Murat, partisinin geçen hafta yaptığı basın açıklamasına dikkat çekti. Söz konusu açıklamanın dikkatle dinlenmesi durumunda, toplumdaki güvenlik kaygısını yabancıları hedef göstermeden giderecek hak odaklı ve uygulanabilir politika önerilerinin ortaya konulduğunun görülebileceğini kaydetti.

Cezaevlerindeki yabancı oranlarına ilişkin verileri geçtiğimiz haftalarda kamuoyuyla paylaşanlardan birinin de kendisi olduğunu belirten Murat, sorunların gerçek verilerle tespit edilmeden çözülemeyeceğini vurguladı. Cezaevlerinde yabancıların yoğunlukta bulunmasının ülkede yaşayan bütün yabancıların "suçlu" ilan edilmesini haklı çıkaramayacağını ifade eden Murat, "Suçu milliyet, etnik köken, dini inançla ilişkilendirmek, bireysel ceza sorumluluğunun yerine toplu suçlama koyar" değerlendirmesinde bulundu.

Asıl sorgulanması gerekenin yabancılar değil, insanları kayıt dışına iten ve etkili bir denetim sistemi kuramayan hükümet olduğunu savunan Murat, ülkede bulunan yabancıların durumunun etkin şekilde takip edilmesi gerektiğini belirtti. Son muhaceret affına yapılan ciddi sayıdaki başvurunun kayıt dışılığın boyutunu gösterdiğini kaydeden Murat, bu kişilerin yalnızca suça sürüklenme riskiyle değil, insan ticareti, emek sömürüsü ve güvencesiz çalışma gibi ağır hak ihlalleriyle de karşı karşıya kaldığını ifade etti.

"Yabancılar denetimsizliğin yalnızca potansiyel faili değil, çoğu zaman mağdurudur" diyen Murat, toplumun güvenlik hakkı ile yabancıların insan haklarının birbirinin karşıtı olmadığını vurguladı. Açıklamasının sonunda hükümeti eleştiren Murat, "Hükümetin yarattığı yönetim boşluğunun bedelini ne toplumun güvenlik kaygısı üzerinden siyaset yaparak ne de en kırılgan kesimleri hedef göstererek örtebilirsiniz" ifadelerini kullandı.

Sık Sorulan Sorular

Erhan Arıklı, Aslı Murat'ı hangi parti üyesi olarak tanıttı ve Murat'ın gerçek siyasi kimliği nedir?
Arıklı, Murat'ı TDP'li olarak tanıttı; ancak Murat, CTP Parti Meclisi üyesi olduğunu belirtti.
Aslı Murat, cezaevlerindeki yabancı oranlarına ilişkin hangi görüşü savunuyor?
Murat, yabancıların yoğunlukta olmasının tüm yabancıların "suçlu" ilan edilmesini haklı çıkaramayacağını ve suçun milliyetle ilişkilendirilmesinin toplu suçlama yarattığını ifade etti.
Murat'a göre, toplumdaki güvenlik kaygısını gidermek için ne tür politikalar öneriliyor?
Murat, CTP'nin geçen hafta yaptığı basın açıklamasında, yabancıları hedef göstermeden güvenlik kaygısını giderecek hak odaklı ve uygulanabilir politika önerileri sunduğunu belirtti.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör