Barış savunucusunun ifadeye çağrılması tepki çekti: Bu baskı topluma yönelik
- Basın-sen, Selma Eylem'in ifadeye çağrılmasını topluma yönelik ifade özgürlüğü baskısı olarak nitelendirdi.
- Eylem, BM Genel Sekreteri ile toplantıda Kıbrıs sorunu ve barış ihtiyacı üzerine görüşlerini dile getirmişti.
- Sendika, görüş belirtmenin ve statükoyu eleştirmenin suç olmadığını vurguladı.
- İfadeye çağrının hukuki gerekçesinin açıklanmaması kamuoyunda soru işaretleri yarattı.
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-sen), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) eski Başkanı ve Birleşik Kıbrıs-İki Toplumlu Barış İnisiyatifi temsilcisi Selma Eylem'in polis tarafından ifadeye çağrılmasına sert tepki gösterdi. Sendika, bu adımın yalnızca bir kişiye değil, toplumun geneline yönelik bir ifade özgürlüğü baskısı olduğunu belirtti.
Yazılı açıklamada, Eylem'in Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yapılan toplantıda Kıbrıs sorununun mevcut durumu, adanın bölünmüşlüğü, statükonun yarattığı sorunlar ve barış ihtiyacı üzerine görüşlerini dile getirdiği hatırlatıldı. Bir sendikacının ve barış savunucusunun bu konularda düşüncelerini ifade etmesinin demokratik hakkı olduğu vurgulandı.
Açıklamada, bu hakkın kullanılmasının ardından Eylem'in polise ifadeye çağrılmasının ciddi bir sorun yarattığına dikkat çekildi. "İnsanların söyledikleri nedeniyle polis tarafından sorgulanmaya çağrıldığı bir düzen, özgür bir düzen değildir" denilen açıklamada, Kıbrıs sorununa ilişkin görüş belirtmenin, statükoyu eleştirmenin ve barış talep etmenin suç olmadığı ifade edildi.
Sendika ayrıca, ifadeye çağrının hangi suçlama veya hukuki gerekçeye dayandığının açıkça ortaya konulmamasının kamuoyundaki soru işaretlerini büyüttüğünü kaydetti. Devletin görevinin düşünceleri nedeniyle insanları baskı altına almak değil, yurttaşların demokratik haklarını güvence altına almak olduğu belirtildi.
Basın-sen, Selma Eylem'e yönelik bu girişimi toplumun ifade özgürlüğüne yönelik bir baskı olarak gördüklerini ve farklı düşüncelerin, eleştirilerin ve barış taleplerinin polis baskısıyla karşılandığı bir ortamı kabul etmediklerini vurguladı.