DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Bilge Azgın'dan Kıbrıs Türklerine Yönelik İzolasyon Politikalarına Sert Eleştiri

27 Ağustos 2026 120 okunma
Siyaset Bilimci Bilge Azgın, Rum tarafının Kıbrıs Türklerine yönelik baskı ve izolasyon politikalarının 1963 yılından bu yana kesintisiz sürdüğünü savundu. Azgın, eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın "nefes borumuzu bile sıkarak nefes almamızı engellemek istiyorlar" sözünü hatırlatarak tarihsel süreci değerlendirdi.
Öne Çıkanlar
  • Bilge Azgın, Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyon politikalarını sosyal medyada sert şekilde eleştirdi.
  • Talat'ın 2005'teki "Rumlar nefes borumuzu sıkıyor" sözünün üç farklı yorumlandığını aktardı.
  • Azgın, 1963'te Makarios'un Kıbrıslı Türkleri yasalara aykırı azınlık konumuna ittiğini ileri sürdü.
  • arasında Kıbrıslı Türklere ağır ekonomik ambargo uygulandığını savundu.

Siyaset Bilimci Bilge Azgın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kıbrıs Türk toplumunun tarih boyunca maruz kaldığı izolasyon politikalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Azgın, eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yaklaşık 2005 yılında sarf ettiği "Rumlar nefes borumuzu bile sıkarak nefes almamızı engellemek istiyorlar" ifadesinin toplumda üç farklı şekilde yorumlandığını aktardı.

Azgın, iki devletçi kesimin Talat'ı federasyon tezini savunurken bu sözleri kullanması nedeniyle eleştirdiğini, merkeze yakın kesimlerin ise Talat'ın yaşanan gerçekleri dile getirdiğini düşündüğünü belirtti. Merkez solu reddeden kesimin de Talat'ı "koltuğa oturunca Denktaşlaştı" şeklinde eleştirdiğini ifade eden Azgın, her üç yaklaşımın da kendi içinde tutarlı olduğunu ancak tarihsel olguların net olduğunu vurguladı.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecine değinen Azgın, Başpiskopos Makarios'un 1963 yılında Kıbrıslı Türkleri yasalara aykırı biçimde azınlık konumuna itmeye çalıştığını ileri sürdü. Azınlık olmayı reddeden Kıbrıslı Türklerin gettolara kapanmak zorunda kaldığını belirten Azgın, 1964-1968 yılları arasında Kıbrıs Cumhuriyeti'nin etkin kontrolü dışındaki bölgelerde yaşayan Kıbrıslı Türklere ağır ekonomik ambargo uygulandığını savundu.

Azgın, 1974 sonrasında da izolasyon politikalarının devam ettiğini, 1983'te KKTC'nin ilanının ardından Rum tarafının Birleşmiş Milletler nezdinde "ayrılıkçı entite" tanımı üzerinden baskılarını sürdürdüğünü ifade etti. Rum tarafının 1963'ten beri Kıbrıslı Türklere "Bu ada bizimdir, biz çoğunluğuz ve biz egemeniz" mesajı verdiğini savunan Azgın, Kıbrıslı Türklerin ise bu yaklaşımı her dönem reddettiğini vurguladı. Azgın, paylaşımını "Biz de 1963 yılından beridir oturduğumuz yerde oturmadık ve de oturmayacağız" ifadeleriyle tamamladı.

Sık Sorulan Sorular

Bilge Azgın'a göre, 1963 yılında Başpiskopos Makarios'un Kıbrıslı Türklere yönelik hangi girişimi yasalara aykırıydı?
Makarios, Kıbrıslı Türkleri yasalara aykırı biçimde azınlık konumuna itmeye çalıştı.
1964-1968 yılları arasında Kıbrıslı Türklere uygulanan ekonomik ambargonun kapsamı neydi?
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin etkin kontrolü dışındaki bölgelerde yaşayan Kıbrıslı Türklere ağır ekonomik ambargo uygulandı.
1983'te KKTC'nin ilanından sonra Rum tarafı izolasyon politikalarını hangi tanım üzerinden sürdürdü?
Rum tarafı, Birleşmiş Milletler nezdinde "ayrılıkçı entite" tanımı üzerinden baskılarını sürdürdü.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör