Bir Başkentin Tiyatro Sınavı
Şehir bilimciler, bir yerleşim yerinin gerçek anlamda şehir sayılabilmesi için kültür, sanat ve eğitim alanlarının varlığının zorunlu olduğunu vurguluyor. Bu alanların en başında ise tiyatrolar geliyor. Antik kentlerde bile 10-15 bin kişilik tiyatro yapılarının bulunması, bu sanat dalının şehir hayatındaki ayrılmaz yerini gösteriyor. Tiyatro, farklı kesimlerden insanları ortak bir paydada buluşturarak demokrasi kültürünü besleyen ve "şehirlilik" bilincini geliştiren bir işlev üstleniyor.
Prof. Dr. Özdemir Nutku, "Yaşayan Tiyatro" adlı eserinde tiyatronun şehir hafızasını zenginleştirdiğini, aydınlattığını ve dönüştürdüğünü belirtiyor. 19. yüzyıldan itibaren hızlanan sanayileşme ile birlikte belediyelerin sorumlulukları da genişledi. Çağdaş belediyecilik anlayışında altyapı ve temizlik gibi temel hizmetlerin yanı sıra kültür-sanat yatırımları da öncelikli hale geldi. Özellikle Avrupa'da savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde, hükümet binalarından önce tiyatro ve kültür merkezlerinin onarılması dikkat çekiyor.
Almanya'nın eski Şansölyesi Konrad Adenaur'a ülkenin ekonomik kalkınmasının sırrı sorulduğunda verdiği yanıt oldukça çarpıcı: "Tiyatroya! Onun için her şeyden önce tiyatro binalarımızı yaptık." Bu anlayış Almanya ile sınırlı kalmadı. 1988 yılında bütçe açığıyla karşı karşıya kalan Almanya'da dönemin Kültür Senatörü Ingo von Münch, tiyatro ödeneklerinin kesilmeyeceğini açıkça ifade etti. Farklı siyasi partilerin temsilcileri de tiyatronun toplumsal faydası konusunda hemfikirdi. Hristiyan Demokrat Parti'den Walter Wallman tiyatronun vazgeçilemez bir ihtiyaç olduğunu belirtirken, Sosyalist Parti'den Vera Rüdiger ekonomik kalkınma için tiyatroya yatırım yapılması gerektiğini söyledi.
Bu küresel tabloya rağmen Kuzey Lefkoşa'nın durumu içler acısı. Kentin güneyinde en az 5 çağdaş tiyatro binası hizmet verirken, kuzeyde 46 yıldır faaliyet gösteren bir belediye tiyatrosu olmasına rağmen modern bir yapı bulunmuyor. Yıllardır tamamlanmayı bekleyen tiyatro binası, başkentin ortasında adeta bir utanç abidesi olarak duruyor. Uzmanlara göre bir başkent, gösterişli binalar ya da devasa külliyelerle değil; tiyatrosu, sanatı, müzeleri ve galerileriyle itibar kazanır.
Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı ve Belediye Meclisi, bu uzun süren ayıbı sona erdirmek için cesur bir adım attı. Yıllardır hayali kurulan çağdaş tiyatro projesini hayata geçirme kararı alan Harmancı, "Bu şehre bir tiyatro lazım" sloganını gerçeğe dönüştürüyor. Projenin, iflas etmiş bir belediyeyi tüm sıkıntılardan kurtararak ve dış kaynaklara yaslanmadan hayata geçirilmesi ise ayrı bir önem taşıyor. Bu yatırım, çağdaşlığa, medeniyete ve insana yapılan bir yatırım olarak nitelendiriliyor.