DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

DMM'den Kıbrıs'taki askeri varlığa ilişkin iddialara yalanlama

20 Temmuz 2026 70 okunma
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Türkiye'nin Kıbrıs'taki askeri varlığının "işgal" ve "gayrimeşru" olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını duyurdu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), sosyal medyada dolaşıma sokulan bazı iddialara karşı açıklama yaptı. Merkezden yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin Kıbrıs'ta işgalci olduğu ve askeri varlığının hukuki dayanağının bulunmadığı yönündeki söylemlerin tamamen asılsız olduğu ifade edildi.

DMM, 20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın, adadaki Türk toplumunu yok etmeyi hedefleyen girişimlere ve sistematik şiddet eylemlerine son vermek amacıyla yapıldığını vurguladı. Açıklamada, bu müdahalenin 1960 Garanti Antlaşması'ndan kaynaklanan uluslararası hak ve yükümlülükler çerçevesinde meşru bir zemine oturduğu belirtildi.

Merkezden yapılan açıklamada ayrıca, harekatın yalnızca Kıbrıs'ta barışı sağlamakla kalmadığı, aynı zamanda Enosis hedefi başarısız olan Yunanistan'daki cunta yönetiminin çöküşüne zemin hazırlayarak bu ülkede demokrasiye dönüşün önünü açtığı kaydedildi. Türk askerinin adadaki varlığının bir işgal değil, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, egemenlik haklarının ve 1974'ten bu yana süregelen huzur ortamının temel güvencesi olduğu ifade edildi.

DMM, uluslararası hukuku ve sınırları hiçe sayarak işgal ve ilhak politikası izleyen çevrelerin, Türkiye'nin barışçıl ve hukuka dayalı adımlarını hedef alan bu tür dezenformasyon girişimlerinin, bir "suçluluk psikolojisi" ürünü olduğunu belirtti. Kamuoyunun bu tür asılsız içeriklere itibar etmemesi gerektiği vurgulandı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör