DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

"Erkeklik Budalası Katillerin Milliyeti Yok" Çıkışı: Vekil Talat'tan Kadın Cinayetleri Uyarısı

03 Ağustos 2026 79 okunma
CTP Milletvekili Ongun Talat, Lefkoşa'da bir kadının ağır yaralandığı saldırı sonrası yaptığı açıklamada, asıl meselenin yıllardır engellenemeyen kadın cinayetleri olduğunu vurguladı. Talat, şiddet faillerinin milliyetine odaklanmak yerine, bu zihniyetle mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

CTP Milletvekili Ongun Talat, başkent Lefkoşa'da genç bir kadının ağır yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıyı değerlendirdi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Talat, toplumun çok yönlü bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu kabul etmekle birlikte, bu olayın asıl odak noktasının kadın cinayetleri gerçeği olması gerektiğini belirtti.

Talat, saldırı haberlerinin altına yazılan yorumlara da dikkat çekti. "Kadın hak etmiştir, kimse kimseyi boşuna öldürmez" anlamı taşıyan bir yorumu örnek gösteren vekil, bu ifadeleri kullanan kişinin boşanma aşamasındaki eşine şiddet uyguladığının mahkeme kayıtlarında yer aldığını açıkladı. Bu şahsı "potansiyel bir kadın katili" olarak niteleyen Talat, kadına yönelik şiddeti sıradanlaştıran anlayışın ne denli tehlikeli olduğunun altını çizdi.

Sosyal medyada hararetle tartışılan muhaceret konusu ve hükümetin toplumsal hassasiyetleri göz ardı eden adımlarının da güvenlik algısını zedelediğini kaydeden Talat, yine de bu başlıkların birbirine karıştırılmaması gerektiği uyarısında bulundu. Geçmişte yaşanan kadın cinayetlerini ve Elye'deki son olayı hatırlatan Talat, "Kadın cinayetleri kesinlikle bu toplumun alışkın olmadığı şeyler değil" ifadesini kullandı.

Kadına yönelik şiddet faillerinin uyruğuna takılıp kalmanın yanlış olduğunu vurgulayan Ongun Talat, şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: "Bu 'erkeklik' budalası katillerin milliyeti olmadığını ortaya koymak ve bu tespit üzerinden hareket ederek çözümleri konuşmak bence en önemli sorumluluğumuz."

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör