DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Kültür & Etkinlik

Gürkan Uluçhan: Kıbrıs Edebiyatında Korku Türünün Öncüsü

21 Temmuz 2026 76 okunma
Yazar Gürkan Uluçhan, edebiyat kariyerinde farklı türlerde eserler verdikten sonra “Cadı Neşteri” adlı romanıyla Kıbrıs edebiyatında korku türünün ilk örneğini kaleme aldı. Yazar, romanını 1980’lerin nostaljik atmosferinde kurgularken, kitabın yerel ve evrensel öğeleri birleştirdiğini belirtiyor.

Uluçhan, edebiyat yolculuğuna 2003 yılında “Cin Seli” adlı şiir kitabıyla başladığını ifade etti. Bu ilk kitabın ardından “Ahna” isimli novellasını yayımlayan yazar, bu eserinde sürrealist öğeler kullandığını ve askerlik yaptığı Ahna köyünde geçen hikayede cansız varlıkların savaşını anlattığını söyledi. Daha sonra öykü türüne yönelen Uluçhan, “Zamanın Aşkı” adlı öykü kitabını çıkardı. Polisiye ve korku edebiyatına olan ilgisini vurgulayan yazar, 2012 yılında “Keçiboynuzu” isimli ilk polisiye romanını yayımladı. Bunu gençler için yazdığı “Korkunç Üçlü”, ikinci şiir kitabı “Medusa” ve psikolojik aşk romanı “Bit Pazarı” takip etti.

Farklı türlerde eser vermenin kendisi için bir meydan okuma olduğunu dile getiren yazar, her türün farklı dinamikleri olduğunu ve bu çeşitliliğin yazma sürecine keyif kattığını anlattı. Uluçhan, “Cadı Neşteri”nin Kıbrıs edebiyatındaki ilk korku romanı olduğunu, ancak bunu bilinçli bir hedef olarak belirlemediğini söyledi. Romanı yazdıktan sonra yaptığı araştırmalarda, gerek Kıbrıs Türk gerekse Kıbrıs Rum edebiyatında korku türünde daha önce eser verilmediğini fark ettiğini belirtti.

1986 yılında geçen romanın nostaljik bir korku hikayesi olduğunu ifade eden Uluçhan, bu dönemi yaşayanlar için bir hatırlatma, yaşamayan gençler için ise bir keşif olmasını amaçladığını söyledi. Üç ay boyunca kütüphanede eski gazeteleri taradığını ve bulduğu haberleri kurguya yedirdiğini anlatan yazar, her bölümün başında 1986 yılına ait Kıbrıs Türk basınından bir habere yer verdiğini belirtti. Bu haberlerin hem dönemin sosyal ve ekonomik koşullarını yansıttığını hem de günümüzle benzerlikleri gösterdiğini ifade etti.

Romanda cadılık kavramını iki yönüyle ele aldığını belirten Uluçhan, bir yanda Orta Çağ’da masum insanların cadı ilan edilerek işkence görmesi ve öldürülmesini, diğer yanda ise cadılığa inanan ve ritüellerini yerine getiren insanları işlediğini söyledi. Yazar, bu iki farklı yaklaşımı birleştirmek için Orta Çağ’da yazılmış “Cadı Baltası” adlı kitap ile “Goetica” isimli büyü kitabından yararlandığını ifade etti. Kitapta yer alan “Nakarat” karakterinin gerçek bir figürden esinlendiğini ve bu karaktere kendi hikayesini yazdığını ekledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör