DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Güney Kıbrıs

Holguín'den Liderlere Net Çağrı: Somut Adım Yoksa Yeni Konferans da Yok

09 Ağustos 2026 71 okunma
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, yeni bir 5+1 toplantısının yolunun liderlerin atacağı somut adımlardan geçtiğini söyledi. Holguín, sürecin önündeki en büyük engelleri ise değişim korkusu ve siyasi irade eksikliği olarak sıraladı.

Politis gazetesine değerlendirmelerde bulunan Holguín, BM Genel Sekreteri António Guterres'in Kıbrıs ziyareti sonrası ortaya çıkan tabloyu yorumlarken, mevcut fırsatın heba edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Yeni bir 5+1 toplantısı düzenlenebilmesi için üç temel koşula işaret eden Holguín, bunları liderler arasında doğrudan ve düzenli görüşme trafiğinin sürmesi, güven yaratıcı önlemlerde ilerleme kaydedilmesi ve öz ile metodoloji başlıkları olarak açıkladı.

BM'nin geçmiş yakınlaşmaları Crans-Montana sürecine kadarki kayıtları da içerecek biçimde derlediğini belirten Holguín, hazırlanan belgenin tamamlandıktan sonra iki lidere sunulacağını ifade etti. BM'nin başarısızlık riski taşıyan bir toplantıya imza atmak istemediğini vurgulayan Holguín, Guterres'in ziyareti için "hiçbir şey olmadı" yorumlarına katılmadığını söyledi. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra ilk kez iki liderin BM Genel Sekreteri ile aynı masada öz, metodoloji ve güven yaratıcı önlemleri ele aldığına dikkat çekti.

Holguín, tarafların uygun zemini yaratacak somut adımlar atması halinde pek çok konunun önünün açılabileceğini kaydederken, "Liderlerin eylemlerine bağlıyız" mesajını verdi. Geçmiş yakınlaşmaları derleme çalışmasının amacının, daha önce uzlaşılan noktaları müzakerelerin yeniden başlamasını kolaylaştıracak şekilde kayıt altına almak olduğunu belirten Holguín, tarafların bu yakınlaşmalar arasından dilediklerini seçip diğerlerini dışarıda bırakamayacağını net biçimde ortaya koydu. Yönetişim, güvenlik ve garantiler, toprak ve mülkiyet başlıklarının birbiriyle bağlantılı olduğunu vurgulayan Holguín, "Bu bir menü değil, seçip alma meselesi değil" ifadesini kullandı.

Bölgesel gerilimlere de değinen Holguín, Doğu Akdeniz, Körfez ve Orta Doğu'daki enerji rekabeti, güvenlik gerilimleri ve değişen ittifakların Kıbrıs sorununu dış dinamiklere daha açık hale getirdiğini söyledi. Sorunun çözümsüz kaldığı her yıl tarafların kontrolü dışındaki gelişmelerle daha fazla iç içe geçildiğini belirten Holguín, bu durumun beklemek yerine harekete geçmeyi zorunlu kıldığını kaydetti. AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin Kıbrıs meselesine etkisine de değinen Holguín, iyi bir anlayışın sürece olumlu yansıyacağını ancak bu sürecin BM tarafından değil Avrupa Komisyonu ile Türkiye arasında yürütüleceğini ifade etti.

Holguín, müzakere hazırlıklarında daha kontrollü ve özel bir çalışma ortamına ihtiyaç duyulduğunu ancak bunun Kıbrıs'ta son derece zor olduğunu belirtti. Kolombiya'daki barış görüşmelerinin iki yıl boyunca gizli yürütülebildiğini örnek gösteren Holguín, benzer bir durumun Kıbrıs'ta düşünülemeyeceğini söyledi. Basının doğrulanmamış spekülasyonlar konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Holguín, olası bir çözüm sürecinde toplumların doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesinin önemine işaret etti. 2004 referandumundan dersler çıkarılması gerektiğini belirten Holguín, sürecin önündeki en büyük engelleri değişim korkusu ve tüm aktörlerdeki siyasi irade eksikliği olarak tanımladı. Mevcut fırsatın kaçırılması halinde benzer bir ortamın yakın zamanda yeniden oluşacağının varsayılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör