Holguín'den Liderlere Net Çağrı: Somut Adım Yoksa Yeni Konferans da Yok
Politis gazetesine değerlendirmelerde bulunan Holguín, BM Genel Sekreteri António Guterres'in Kıbrıs ziyareti sonrası ortaya çıkan tabloyu yorumlarken, mevcut fırsatın heba edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Yeni bir 5+1 toplantısı düzenlenebilmesi için üç temel koşula işaret eden Holguín, bunları liderler arasında doğrudan ve düzenli görüşme trafiğinin sürmesi, güven yaratıcı önlemlerde ilerleme kaydedilmesi ve öz ile metodoloji başlıkları olarak açıkladı.
BM'nin geçmiş yakınlaşmaları Crans-Montana sürecine kadarki kayıtları da içerecek biçimde derlediğini belirten Holguín, hazırlanan belgenin tamamlandıktan sonra iki lidere sunulacağını ifade etti. BM'nin başarısızlık riski taşıyan bir toplantıya imza atmak istemediğini vurgulayan Holguín, Guterres'in ziyareti için "hiçbir şey olmadı" yorumlarına katılmadığını söyledi. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra ilk kez iki liderin BM Genel Sekreteri ile aynı masada öz, metodoloji ve güven yaratıcı önlemleri ele aldığına dikkat çekti.
Holguín, tarafların uygun zemini yaratacak somut adımlar atması halinde pek çok konunun önünün açılabileceğini kaydederken, "Liderlerin eylemlerine bağlıyız" mesajını verdi. Geçmiş yakınlaşmaları derleme çalışmasının amacının, daha önce uzlaşılan noktaları müzakerelerin yeniden başlamasını kolaylaştıracak şekilde kayıt altına almak olduğunu belirten Holguín, tarafların bu yakınlaşmalar arasından dilediklerini seçip diğerlerini dışarıda bırakamayacağını net biçimde ortaya koydu. Yönetişim, güvenlik ve garantiler, toprak ve mülkiyet başlıklarının birbiriyle bağlantılı olduğunu vurgulayan Holguín, "Bu bir menü değil, seçip alma meselesi değil" ifadesini kullandı.
Bölgesel gerilimlere de değinen Holguín, Doğu Akdeniz, Körfez ve Orta Doğu'daki enerji rekabeti, güvenlik gerilimleri ve değişen ittifakların Kıbrıs sorununu dış dinamiklere daha açık hale getirdiğini söyledi. Sorunun çözümsüz kaldığı her yıl tarafların kontrolü dışındaki gelişmelerle daha fazla iç içe geçildiğini belirten Holguín, bu durumun beklemek yerine harekete geçmeyi zorunlu kıldığını kaydetti. AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin Kıbrıs meselesine etkisine de değinen Holguín, iyi bir anlayışın sürece olumlu yansıyacağını ancak bu sürecin BM tarafından değil Avrupa Komisyonu ile Türkiye arasında yürütüleceğini ifade etti.
Holguín, müzakere hazırlıklarında daha kontrollü ve özel bir çalışma ortamına ihtiyaç duyulduğunu ancak bunun Kıbrıs'ta son derece zor olduğunu belirtti. Kolombiya'daki barış görüşmelerinin iki yıl boyunca gizli yürütülebildiğini örnek gösteren Holguín, benzer bir durumun Kıbrıs'ta düşünülemeyeceğini söyledi. Basının doğrulanmamış spekülasyonlar konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Holguín, olası bir çözüm sürecinde toplumların doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesinin önemine işaret etti. 2004 referandumundan dersler çıkarılması gerektiğini belirten Holguín, sürecin önündeki en büyük engelleri değişim korkusu ve tüm aktörlerdeki siyasi irade eksikliği olarak tanımladı. Mevcut fırsatın kaçırılması halinde benzer bir ortamın yakın zamanda yeniden oluşacağının varsayılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.