DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Güney Kıbrıs

Kıbrıslı Türklere Yönelik Ayrımcılık BM Raporunda: Türkçe Resmi Dil Ama Uygulamada Yok

14 Ağustos 2026 28 okunma
Kıbrıs Rum makamlarının Kıbrıslı Türklere uyguladığı ayrımcılık Birleşmiş Milletler raporuna yansıdı. Raporda Türkçenin resmi dil olmasına rağmen eğitim, kamu hizmetleri ve yargıda kullanılmadığı vurgulanıyor.
Öne Çıkanlar
  • BM raporu Kıbrıslı Türklere yönelik ırkçı ayrımcılığın sürdüğünü ortaya koyuyor.
  • Türkçe anayasal resmi dil olmasına rağmen eğitim, kamu ve mahkemelerde kullanılmıyor.
  • Sınavların yalnızca Yunanca yapılması Kıbrıslı Türklerin çalışma hayatına katılımını engelliyor.
  • Rum yetkililer "Türk işgalini" gerekçe gösteriyor ancak bu açıklama uluslararası toplumda inandırıcı bulunmuyor.

Kıbrıs Rum yönetimi ve kurumlarının Kıbrıslı Türklere karşı sergilediği ayrımcı tutumlar her geçen gün yeni mağduriyetler doğuruyor. Banka hesabı açtıramayan, iş hayatından dışlanan, vatandaşlık hakları konusunda engellerle karşılaşan Kıbrıslı Türklerin yaşadığı sorunlar artık uluslararası kurumların da gündeminde.

Birleşmiş Milletler Irkçı Ayırımcılığı Ortadan Kaldırma Komitesi'nin Nisan ayında yayımladığı rapor, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Kıbrıslı Türklere, göçmenlere, mültecilere ve özellikle Müslüman işçilere yönelik ırkçı ayrımcılığın sürdüğünü ortaya koyuyor. Raporda nefret söyleminin yaygınlaştığı ve bazı milletvekillerinin ırkçı söylemleri siyasi araç olarak kullandığı belirtiliyor. Karma evliliklerden doğan çocukların yurttaşlık almakta ciddi zorluklar yaşadığı da raporun dikkat çektiği noktalar arasında.

Raporun en çarpıcı tespitlerinden biri Türkçe konusundaki ayrımcılık. Kıbrıs Anayasası'na göre Türkçe resmi dil olmasına karşın eğitim sisteminde, kamu hizmetlerinde ve mahkemelerde bu dile yer verilmiyor. Sınavların yalnızca Yunanca yapılması Kıbrıslı Türklerin çalışma hayatına katılımını engelliyor. Kültür, spor ve yargı alanlarında da benzer dışlanmalar yaşanıyor.

Kıbrıs Rum yetkililer bu suçlamalar karşısında "Türk işgalini" gerekçe gösteriyor ancak bu açıklama uluslararası toplumda inandırıcı bulunmuyor. Devletin resmi dillerinden biri olan Türkçeye uygulanan ayrımcılığın işgal olgusuyla açıklanamayacağı vurgulanıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB üyeliği sırasında imzalanan protokollerde tüm yurttaşların üyelikten yararlanması gerektiği açıkça belirtilmişti ancak bu taahhütler hayata geçirilmedi.

Kıbrıslı Türklerin istihdam, eğitim, kültür-sanat ve spor alanlarında kendilerine yer bulamaması iki toplum arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Ayrımcılığa son vermek yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda iki toplumun kaynaşması ve ülkenin birleşmesi yolunda atılabilecek en etkili güven artırıcı adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Sık Sorulan Sorular

BM raporuna göre Türkçenin resmi dil olmasına rağmen uygulamada hangi alanlarda kullanılmadığı belirtiliyor?
Raporda Türkçenin eğitim sisteminde, kamu hizmetlerinde ve mahkemelerde kullanılmadığı, sınavların yalnızca Yunanca yapıldığı vurgulanıyor.
Raporda Kıbrıslı Türklerin banka hesabı açma ve vatandaşlık hakları konusunda hangi sorunlarla karşılaştığı ifade ediliyor?
Banka hesabı açtıramayan ve vatandaşlık hakları konusunda engellerle karşılaşan Kıbrıslı Türklerin yanı sıra karma evliliklerden doğan çocukların yurttaşlık almakta ciddi zorluklar yaşadığı belirtiliyor.
Kıbrıs Rum yetkililer rapordaki suçlamalara karşı hangi gerekçeyi öne sürüyor?
Kıbrıs Rum yetkililer suçlamalar karşısında "Türk işgalini" gerekçe gösteriyor ancak bu açıklama uluslararası toplumda inandırıcı bulunmuyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör