DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Kültür & Etkinlik

Kıbrıs'ta Barış Gazeteciliği: "Herkesin Ortak Kazançları Üzerine Konuşmalıyız"

15 Ağustos 2026 127 okunma
Gazeteci Nazar Erişkin, Kıbrıs'ta barış gazeteciliğinin yalnızca siyasi çözüm modelleriyle değil, kapsayıcı dil ve hak temelli yaklaşımla mümkün olabileceğini savunuyor. Erişkin, gazetecilerin ortak kazanımlara odaklanması gerektiğini vurguluyor.
Öne Çıkanlar
  • Nazar Erişkin, Kıbrıs'ta ortak kazanımlar üzerine konuşulması gerektiğini savunuyor.
  • Erişkin, federasyon ya da konfederasyon tartışmalarının ötesinde bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
  • Barış gazeteciliğini dünya genelinde hiyerarşik olmayan hikâye anlatımıyla ilişkilendiriyor.
  • Erişkin, barış gazeteciliği ile kişisel tutarlılık arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor.

Nazar Erişkin, 1982'de Ankara'da doğdu ve lise yıllarında televizyonculuğa yönelerek bu alanda eğitim aldı. Radyo, televizyon ve sinema eğitimi için Kıbrıs'a gelen Erişkin'in adayla bağı 25 yılı aşkın süredir devam ediyor. Ada TV, Fog TV, Genç TV ve Kanal T'de editörlük, haber müdürlüğü, genel yayın yönetmenliği ve programcılık görevlerinde bulunan Erişkin, uzun yıllardır köşe yazıları kaleme alıyor.

Erişkin, Kıbrıs'taki siyasi tartışmaların kısır döngüsüne dikkat çekerek, federasyon ya da konfederasyon tartışmalarının ötesinde bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu belirtiyor. "Kıbrıs'taki halkların nereden, ne zaman geldiğine bakmaksızın ortak kazanımlarıyla örülü bir hikâye hiç duymuyoruz" diyen Erişkin, su ve elektrik gibi ortak sorunların bile kimliklerin dışında ele alınmadığını ifade ediyor. Gazetecilerin ve kanaat önderlerinin "küçücük bir adayız ve sorunlarımız aslında ortak" fikrini tüm kimliklerin ötesinde anlatması gerektiğini savunuyor.

Barış gazeteciliğini yalnızca Kıbrıs'a özgü bir mesele olarak görmediğini vurgulayan Erişkin, dünyada hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyelerinin hiyerarşik olmayan bir yerden anlatılması gerektiğini düşünüyor. Hak temelli bir yaşama inandığını belirten Erişkin, veganlığını da bu anlayışın bir parçası olarak görüyor. "Yaşayan her bir varlığın yaşamının önemli olduğunu düşünüyorum; buna kedi ve köpek de dahil, tavuk ve inek de" diyen Erişkin, yangınlarda "can kaybı yok" denilmesini eleştiriyor ve binlerce hayvanın öldüğüne dikkat çekiyor.

Erişkin, barış gazeteciliği ile kişisel tutarlılık arasındaki ilişkiye de değiniyor. "Barış gazetecisi olup ava gitmek bence çok büyük bir çelişki" ifadesini kullanan Erişkin, kavramların içini gerçekle doldurabilmenin önemine işaret ediyor. Evdeki kediye köpeğe gösterilen hassasiyetin tabaktaki hayvana gösterilmemesini "türcülük" olarak nitelendiren Erişkin, bu tutarsızlığın farkında olan pek çok hayvan severin bile aslında türcü olduğunu savunuyor.

Sık Sorulan Sorular

Nazar Erişkin, Kıbrıs'ta barış gazeteciliğinin hangi yaklaşımla mümkün olabileceğini savunuyor?
Erişkin, barış gazeteciliğinin yalnızca siyasi çözüm modelleriyle değil, kapsayıcı dil ve hak temelli yaklaşımla mümkün olabileceğini savunuyor.
Erişkin, Kıbrıs'taki halkların hikâyesinde neyin eksik olduğunu belirtiyor?
Erişkin, Kıbrıs'taki halkların nereden ve ne zaman geldiğine bakılmaksızın ortak kazanımlarıyla örülü bir hikâyenin hiç duyulmadığını belirtiyor.
Erişkin, yangınlarda kullanılan "can kaybı yok" ifadesini neden eleştiriyor?
Erişkin, bu ifadenin binlerce hayvanın ölümünü görmezden geldiğini ve yaşayan her varlığın yaşamının önemli olduğunu düşündüğü için eleştiriyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör