DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Kıbrıs’ta Barış Mesajı: Mezar Başında İki Toplumdan Ortak Sembolik Buluşma

21 Temmuz 2026 65 okunma
Yeni Kıbrıs Partisi ve POGO Kadın Hareketi, 1974 olaylarının yıldönümünde Androlikou’da düzenledikleri etkinlikle savaşın yıkıcılığına karşı durarak, insan sevgisini ve barışı ön plana çıkardı.

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), bu yıl da geleneksel hale getirdiği iki toplumlu buluşmayı POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü ile birlikte gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk aktivistler, Androlikou’da (Gündoğdu) bulunan Hasan ve Hambou’nun mezarı başında bir araya gelerek sembolik bir anma düzenledi.

Program, 17 Temmuz Cuma akşamı AKEL Baf toplantı salonunda düzenlenen bir sohbet toplantısıyla başladı. Burada YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı ve POGO Kadın Hareketi Baf Örgütü’nden Maria Nicolaou birer konuşma yaptı. POGO temsilcileri, üzerinde iki dilde “Kıbrıs’ta barış engellenemez” yazılı bir güvercin heykelciğini YKP’ye hediye etti. Konuşmalarda, 15-20 Temmuz tarihleri arasında yaşanan darbe, işgal ve istila sürecine değinilirken, savaşların yıkıcı etkileri hatırlatıldı. Özellikle Filistin’deki son duruma vurgu yapılarak, savaşın yol açtığı tahribatın altı çizildi. Çözüm sürecine dair görüşlerin paylaşılmasının ardından katılımcıların soruları yanıtlandı ve etkinlik, Hloraka’daki Fakondis Tavernası’nda iki toplumlu bir akşam yemeğiyle devam etti.

Cumartesi günü saat 10.00’da ise katılımcılar, Androlikou’daki mezarlığı ziyaret ederek Hasan ve Hambou’nun mezarlarına çiçek bıraktı. Mezarlıkta yapılan konuşmada ünlü film yönetmeni Panikos Chrysanthou da yer aldı ve iki kişinin yaşam öyküleri ile son siyasi gelişmeler hakkında bilgi verdi. Ziyaretin ardından Aşağı Arodes köyünde sosyal bir buluşma düzenlenerek günün etkinlikleri tamamlandı.

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, mezar başında yaptığı konuşmada 15 Temmuz Yunan cuntasının darbesi ve ardından adaya çıkan Türk ordusuyla başlayan savaş sürecine dikkat çekti. İki toplumda yükselen milliyetçi ve şoven söylemlere değinen Kanatlı, ölenlerin “Türk ya da Rum” olarak değil, insan olarak anılması gerektiğini vurguladı. 1974’te yaşanan sivil kayıplara, kadınlara yönelik cinsel şiddete ve hâlâ sevdiklerini bekleyen kayıp yakınlarına işaret eden Kanatlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “1975’te burada yaşayan iki insan, Kıbrıs Türk liderliğinin köyü terk etmeleri yönündeki baskısına rağmen buradan gitmedi. Hasan, okula gitmemiş bir çoban olmasına rağmen aklını kullandı ve sevgiyi seçti. Hambou da 1950’lerde dinini bırakıp Hasan’ı seçti. Bu iki mezar, bugün de birlikte olmaya devam ediyor. Bize şovenizmin ve milliyetçiliğin önemli olduğu anlatılıyor; ama Kıbrıs’ın başka hikâyeleri de var.”

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör