DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Kıbrıs’ta kayıp yakınlarından ortak ses: Acıyı tanımadan barış mümkün değil

20 Temmuz 2026 68 okunma
İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Savaş Mağdurları Derneği, Kıbrıs’ın her iki tarafından kayıp ailelerini ve çatışma mağdurlarını kapsayan ortak bir bildiri yayımladı. Açıklamada, onlarca yıldır süregelen kayıp vakalarının her iki toplum için de derin yaralar açtığı vurgulanırken, kalıcı barışın ancak ortak acının kabulüyle sağlanabileceği ifade edildi.

Dernek adına konuşan Erbay Akansoy, 60 yılı aşkın bir süredir kayıpların akıbetine dair belirsizliğin ve çatışmaların yol açtığı travmanın, her iki toplumun ortak gerçeği olduğunu belirtti. Bildiride, kayıp olan 2 bin 2 kişinin sadece sayılardan ibaret olmadığı, onların aileler, arkadaşlar ve sevdikler olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, geçmişte yaşanan cinayetler, tecavüzler ve insanlık onuruna yönelik ihlallerin unutulmayacağı kaydedilirken, tek taraflı tarih yazımının kabul edilemeyeceği vurgulandı. Ortak iyileşmenin ancak birbirinin acısını tanımakla mümkün olacağına dikkat çekilen bildiride, hakikatin bir tarafın acısını öne çıkarıp diğerini görmezden gelemeyeceği ifade edildi.

Yakın zamanda hayatını kaybeden barış aktivisti Sevgül Uludağ’ın da anıldığı açıklamada, onun ve diğer yol arkadaşlarının mücadelesini sürdürme kararlılığı dile getirildi. Bildiride ayrıca, yalnızca Kıbrıs’taki acılara değil, Gazze başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerindeki çatışmalara da dikkat çekildi. Özellikle Gazze’de çocukların öldüğü, ailelerin parçalandığı ve uluslararası toplumun sessiz kaldığı belirtilerek, bu sessizliğin Kıbrıs’ta kayıpların yaşadığı unutulmuşlukla benzerlik taşıdığı savunuldu.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs ziyareti öncesinde yayımlanan bildiride, siyasi liderlere çağrı yapıldı. Kalıcı barışın sadece siyasi anlaşmalarla sağlanamayacağı, bunun için adalet, hakikat, uzlaşma ve ortak insanlık değerlerine dayanması gerektiği ifade edildi. Dernek, liderleri tarihi bir fırsatı değerlendirmeye ve cesur adımlar atmaya davet ederken, hareketsizliğin yeni nesillere daha fazla acı ve bölünmüşlük bırakacağı uyarısında bulundu. Açıklama, kayıpların hatırasını onarımın bir parçası haline getirme kararlılığıyla sona erdi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör