DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Adli Olaylar

Kıskançlık krizinde bıçak çekti, mahkeme 18 ay hapis verdi

13 Ağustos 2026 51 okunma
Lefkoşa'da evine tamir için çağırdığı kişiyi annesini kıskandığı gerekçesiyle bıçaklayan Nijat Elman Oğlu Hasanov, bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı.

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, "yaralama, vahim zarar, ciddi darp ve kanunsuz bıçak taşıma" suçlamalarıyla yargılanan Nijat Elman Oğlu Hasanov hakkındaki kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, sanığa bir yıl altı ay hapis cezası verdi.

Kararı okuyan Yargıç Vedia Berkut Barkın, olayın 25 Şubat 2026 tarihinde saat 19:45 sıralarında yaşandığını aktardı. Sanığın, evindeki prizleri tamir etmesi için çağırdığı M.D.'ye, annesinin odasına girdiği gerekçesiyle saldırdığı belirtildi. Hasanov'un mutfaktan aldığı 18 santimlik iki bıçaktan birini apartman merdivenlerinde M.D.'nin boyun bölgesine sallayarak 0,5 santimlik yatay bir kesi oluşturduğu, ardından burnuna kafa atarak burun kemiğinin kırılmasına yol açtığı ifade edildi.

Yargıç Barkın, sanığın suçu annesini kıskandığı için işlediğini vurguladı. Şiddet içerikli suçların toplum huzurunu ve psikolojisini giderek daha fazla olumsuz etkilediğine dikkat çeken Barkın, vahim zarar suçunun yedi yıl, darp suçunun ise üç yıl hapis cezası öngördüğünü hatırlattı.

"Hiçbir suçu olmayan müştekiye, sanık sadece annesini kıskandığı için saldırmıştır. Kimse kendi sanrıları nedeniyle bir başkasının vücut bütünlüğüne dokunamaz. Bu tür suçlara hoşgörüyle yaklaşmamız mümkün değil" diyen Barkın, vahim zarar suçunun yaygınlaştığını ve toplumu huzursuz eden bu tür eylemlere karşı kamu yararı gereği caydırıcı cezalar verilmesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme, müştekide kalıcı hasar oluşmamasını ve sanığın özür dileyip pişmanlık göstermesini hafifletici unsur olarak değerlendirdi. Tüm bu faktörleri göz önünde bulunduran heyet, Hasanov'u bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırdı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör