DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

KKTC'ye Gelen Binlerce Kişinin Nerede Kaldığı Bilinmiyor

10 Ağustos 2026 38 okunma
Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars, riskli ülkelerden KKTC'ye giriş yapan binlerce kişinin yalnızca çok küçük bir kısmının turistik tesislerde kayıtlı olduğunu, büyük çoğunluğun nerede konakladığının bilinmediğini açıkladı.

Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars, katıldığı bir televizyon programında ülkedeki göç yönetimine ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Baybars, asıl meselenin ülkenin göç alması değil, bu göçü yönetememesi olduğunu vurguladı. Cezaevindeki nüfusun yarıdan fazlasının yabancı uyruklulardan oluştuğuna dikkat çeken Baybars, bu tablonun doğrudan yönetim zafiyetinin bir sonucu olduğunu ifade etti.

Mevcut hükümet döneminde tam dört kez af çıkarıldığını hatırlatan Baybars, bu afların büyük ölçüde turistik vizeyle gelip ülkeden ayrılmayarak kayıt dışı yaşamaya başlayan kişileri kapsadığını belirtti. Bu durumun toplumda cezasızlık algısı yarattığını savunan Baybars, "Kurallara uymayan kişileri sürekli affeder bir pozisyona girerseniz, bu sorunu beslersiniz" dedi. Kendi bakanlık döneminde sıfır tolerans politikası izlediklerini aktaran Baybars, artık kapıda kontrollü vize uygulamasına geçilmesi gerektiğini söyledi.

Baybars, iddialarını rakamlarla desteklemek için iki farklı ülke örneği verdi ancak bu ülkelerin isimlerini açıklamadı. Risk potansiyeli taşıyan bir ülkeden KKTC'ye tam 6 bin 960 kişinin geldiğini, buna karşılık sadece 261 kişinin hangi turistik tesiste konaklayacağının bilindiğini kaydetti. Bir diğer ülke örneğinde ise gelen 1390 kişiden yalnızca 70'inin konaklama bilgisine ulaşılabildiğini belirtti. Geriye kalan binlerce kişinin ülkede nerede kaldığının meçhul olduğunu vurgulayan Baybars, bu kişilerin evleri varsa ikamet izniyle kalmaları gerektiğine işaret etti.

Dijital çağda bu kişilerin takibinin aslında zor olmadığını ancak gerekli denetimlerin yapılmadığını dile getiren Baybars, yakalananların affedilmesinin cezasızlık algısını daha da pekiştirdiğini söyledi. Bu algının, suç örgütleri ve suç işleyen kişiler için ülkeyi cazip hale getiren bir motivasyon kaynağına dönüştüğünü belirten Baybars, etkin denetim ve yaptırım mekanizmalarının bir an önce devreye sokulması gerektiğini ifade etti.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör