KSP'den 100 Yıllık Miras Vurgusu: Kıbrıs Komünist Partisi'nin İzindeyiz
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP), Kıbrıs Komünist Partisi'nin (KKK) 100 yıl önceki kuruluşuna ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı. KSP Merkez Komitesi imzasıyla yayımlanan metinde, KKK'nın doğuşunun sadece bir parti kuruluşu olmadığı, İngiliz sömürge yönetimine ve sömürü düzenine karşı direnişin başlangıcı anlamına geldiği vurgulandı.
Açıklamada, Kıbrıs'ın İngiliz idaresi altında olduğu dönemde işçi sınıfının hem sömürge yönetiminin hem de yerel egemen sınıfların baskısıyla karşı karşıya kaldığı, KKK'nın ise bu şartlarda ortaya çıkan ilk örgütlü sınıf hareketi olduğu ifade edildi. Rum ve Türk işçilerin ortak sendikal mücadeleleriyle şekillenen partinin, 1926'daki ilk kongresinde bağımsız Kıbrıs, sömürge yönetiminin sonlandırılması, toprak reformu, uluslararası işçi dayanışması ve anti-emperyalist birleşik cephe hedeflerini benimsediği kaydedildi.
KSP, KKK'nın 1926-1931 yılları arasında Rum ve Türk işçileri ortak mücadelede bir araya getirdiğini ancak 1931 isyanının ardından İngiliz yönetiminin partiye yönelik baskıları yoğunlaştırarak çok sayıda yöneticiyi tutukladığını ve sürgüne gönderdiğini öne sürdü. 1941'de kurulan AKEL'in yasaklı durumdaki KKK'nın yerini aldığı belirtilirken, AKEL'in ilerleyen yıllarda KKK'nın devrimci çizgisinden uzaklaştığı iddiasına yer verildi.
Parti açıklamasında, KKK'nın tarihinden çıkarılması gereken en önemli derslerden birinin milliyetçiliğin toplumları bölen bir unsur olduğu görüşü olduğu dile getirildi. İngiliz yönetiminin "böl ve yönet" politikasıyla etnik ayrışmayı teşvik ettiği, KKK'nın ise Rum ve Türk işçiler arasında ortak mücadeleyi savunduğu ileri sürüldü. KSP, bugün KKK'nın mirasını devam ettiren siyasi hareket olduklarını belirterek, Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler parametreleri veya Avrupa Birliği çerçevesinde çözülemeyeceğini savundu. Çözüm için İngiliz üslerinin, garantörlük sisteminin ve yabancı askeri varlığın sona erdirilmesi gerektiği görüşü yinelenirken, Rum ve Türk emekçilerinin ortak mücadelesine dayalı bir yönetim anlayışı vurgulandı. Açıklamanın sonunda "Bağımsız, demokratik ve anti-emperyalist birleşik Kıbrıs" hedefi yinelendi.