DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Kültür & Etkinlik

Mağusa’nın 23 Asırlık Hikâyesi Bir Kitapta Toplandı

20 Ağustos 2026 41 okunma
Mağusa’ya adanmış bir ömür süren Okan Dağlı, kentin tarihini, kültürel mirasını ve acılarını “Yirmi Üç Asırlık Kent MAĞUSA” adlı kitabında bir araya getirdi.
Öne Çıkanlar
  • Okan Dağlı, Mağusa üzerine kapsamlı bir kitap yayımladı.
  • Kitap yedi bölümden oluşuyor ve kentin tarihi, inançları ve güncel meselelerini kapsıyor.
  • Belediyenin tarihi yapıları restore etme çabası uluslararası kurumları motive ediyor.
  • Kitabın son bölümü Adıyaman depreminde ölen voleybolcu çocukların acısına ayrıldı.

Okan Dağlı’nın Mağusa sevgisi yalnızca sözde kalmıyor; daha önce de kent üzerine yayınlar yapan Dağlı, bu kez kapsamlı bir çalışmayla okurun karşısına çıkıyor. Kendisini “Mağusa’nın taşına toprağına aşık” biri olarak tanımlayan yazar, İstanbul’daki on yıllık tıp eğitimi dışında tüm yaşamını bu kentte geçirmiş. Belediye meclis üyeliği ve milletvekilliği dönemlerinde de hep Mağusa’da kalan Dağlı, yedi asırlık kale kentinin içinde yaşamanın kendisinde yarattığı aidiyet duygusunu “taşlarına dokunmak çok farklı hisler uyandırıyor” sözleriyle anlatıyor.

Kitap yedi ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Mağusa Kalesi’nin kapıları, surları, burçları ve sarayı ele alınırken; ikinci bölüm inançlar, kiliseler ve hamamlara ayrılmış. “Kent Belleği” başlıklı üçüncü bölümü, “Kanayan Yara Maraş” izliyor. Turizm ve ekonomik değerler, kent ve kamusal yaşam konularının ardından kitap “En Hüzünlü Şubat” başlıklı son bölümle tamamlanıyor. Dağlı, sanat tarihçisi olmadığını ancak farklı kaynaklardan derlediği bilgileri Türkçeleştirerek okura sunmak istediğini belirtiyor. Mağusa’daki dini inançların izini sürerken Bektaşiliğin bile kentte izlerine rastladığını, Hristiyanlığın yasak olduğu dönemlerdeki yeraltı kiliselerinin anlamını da not düştüğünü aktarıyor.

Kitapta güncel meselelere de yer veriliyor. Dağlı, son üç dört yıldır belediyenin kendi bütçesi ve ustalarıyla tarihi yapıları restore etme çabasını önemli bir gelişme olarak değerlendiriyor. Avrupa Birliği ve UNDP’nin yaklaşık on beş yıldır Mağusa’daki anıtsal eserlere milyonlarca Euro harcadığını ancak “restore ediyoruz ama siz üstündeki otu bile kesmiyorsunuz” eleştirisiyle karşılaştıklarını anlatan yazar, belediyenin bu restorasyonları koruma çabasının uluslararası kurumları da motive ettiğini vurguluyor. Fransa’da kurulan bir vakfın Mağusa’nın ilk kilisesini restore etmesi ve şimdi de Osmanlı hamamları için proje aşamasına geçilmesi bu hareketliliğin somut örnekleri arasında.

Kitabın son bölümü ise kentin en acı hatırasına ayrılmış. Adıyaman’daki depremde voleybolcu çocukların, ailelerinin ve öğretmenlerinin bir binanın altında kalarak yaşamını yitirmesi Mağusa’da derin bir kırılma yaratmış durumda. Dağlı, “kentin en parlak çocuklarının” kaybına tanıklık eden bu acıyı anlatan yazısıyla kitabını tamamlıyor.

Sık Sorulan Sorular

Okan Dağlı’nın kitabı kaç ana bölümden oluşuyor ve ilk bölümde hangi konular ele alınıyor?
Kitap yedi ana bölümden oluşuyor; ilk bölümde Mağusa Kalesi’nin kapıları, surları, burçları ve sarayı ele alınıyor.
Kitapta “Kanayan Yara Maraş” başlıklı bölüm hangi konuya ayrılmış?
Bu bölüm, Mağusa’nın tarihi ve kültürel mirasıyla ilgili olarak Maraş bölgesine ayrılmıştır.
Okan Dağlı, kitabında güncel meseleler olarak hangi gelişmeyi önemli buluyor?
Son üç dört yıldır belediyenin kendi bütçesi ve ustalarıyla tarihi yapıları restore etme çabasını önemli bir gelişme olarak değerlendiriyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör