DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Adli Olaylar

Market Ortasında Dehşet: Kadın Bıçaklandı, Saldırgan Kendine Zarar Verdi

05 Ağustos 2026 112 okunma
Lefkoşa Taşkınköy’deki bir süpermarkette yaşanan bıçaklı saldırı, gündelik hayatın en sıradan alanlarında dahi güvenlik krizinin derinleştiğini gözler önüne serdi. Olay, kadına yönelik şiddetin ulaştığı boyutları ve devletin koruyucu mekanizmalardaki eksikliklerini yeniden tartışmaya açtı.

Lefkoşa’nın Taşkınköy bölgesinde hizmet veren Metropol Süpermarket’te önceki gün yaşanan olay, ülkedeki güvenlik zafiyetini en acı şekilde ortaya koydu. İnsanların günlük alışverişlerini yaptığı, çocuklarıyla gezip zaman geçirdiği bir markette, bir kadın onlarca kişinin gözü önünde bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırgan daha sonra aynı bıçakla kendine de zarar verdi. Polisin olayla ilgili soruşturması devam ediyor.

Ancak bu vaka yalnızca adli bir dosya olarak görülemez. Yaşananlar, Kıbrıs’ın kuzeyinde giderek büyüyen şiddet sarmalının en çarpıcı örneklerinden biri haline geldi. Artık insanlar evlerinde, sokakta, iş yerlerinde, kafelerde ve hatta market alışverişinde bile kendilerini güvende hissetmiyor. Bir kişinin alışveriş yaparken öldürülmeye çalışılması, meselenin sadece bireysel bir suç olmadığını, devletin üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini gösteriyor.

Son dönemde medyaya yansıyan haberlere bakıldığında tablo daha da netleşiyor. Kadına şiddet, tehdit, taciz, darp ve cinayet girişimi vakalarının neredeyse tamamı aynı ifadeyle sonlanıyor: “Soruşturma sürüyor.” Oysa suç eyleme dönüşmeden önce atılması gereken adımlar var. Koruyucu politikaların geliştirilmesi, giriş çıkışların etkin denetlenmesi, psikolojik destek programlarının toplumun tüm kesimlerine yayılması, şiddet önleyici eğitimlerin müfredata dahil edilmesi, hızlı işleyen bir hukuk sistemi kurulması ve risk altındaki kişileri gerçekten koruyacak mekanizmaların oluşturulması gerekiyor. Mevcut durumda bunların hiçbirinin yeterli düzeyde var olmadığı açıkça görülüyor.

Kadına yönelik şiddet bir anda ortaya çıkmıyor; besleniyor, büyüyor ve zamanla normalleştiriliyor. Önce hakaretle başlayan süreç, tehdide ve nihayetinde fiziksel şiddete dönüşüyor. Kadın örgütlerinin “Devletin ertelenemez sorumluluğu vardır” çağrısı bu nedenle yalnızca bir slogan değil, yaşanmış acıların içinden yükselen bir çığlık niteliği taşıyor. “Şiddetin sıradanlaşmasına izin vermeyeceğiz” sözü de toplumun ortak sorumluluğunu hatırlatıyor.

Hükümet uzun süredir ülkenin gerçek gündeminden kopmuş durumda. Ekonomik kriz, sağlık sistemindeki çöküş, eğitimdeki plansızlık, sosyal hizmetlerdeki yetersizlik, ruh sağlığı alanındaki kronik ihmaller ve kadın sığınma mekanizmalarındaki eksiklikler ortadayken, hükümet günü kurtaran açıklamalarla yetiniyor. Oysa devlet olmak kurdele kesmekle değil, yurttaşını yaşatabildiği ölçüde anlam kazanıyor. Bir kadının can güvenliğini sağlayamayan, insanların gündelik yaşam alanlarında kendilerini güvende hissetmesini temin edemeyen yönetimler güvenlik konusunda sınıfta kalmış demektir.

Bu ülkenin artık yalnızca polisiye tedbirlere değil, güçlü sosyal politikalara ihtiyacı var. Kadına ve topluma yönelik şiddeti önleyen kapsamlı yasal uygulamalar, psikolojik destek sistemleri, gençleri öfkeye teslim etmeyen eğitim politikaları, hızlı çalışan bir adalet mekanizması ve en önemlisi insan hayatını siyasi hesapların önüne koyan bir yönetim anlayışı şart.

gufi_note_title

gufi_note_p1

gufi_note_p2

gufi_note_p3

— Editör