DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Öztürkler: Kıbrıs’ta Çözümün İlk Adımı Tecritlerin Kaldırılması Olmalı

28 Temmuz 2026 36 okunma
Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonların sona erdirilmesini, adada kalıcı bir çözüm için atılması gereken ilk adım olarak nitelendirdi.

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları kapsamında KKTC’ye gelen Türkiye Harp Malülü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği heyetini kabul etti. Görüşmede Kıbrıs Türk Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Genel Başkanı Gürsel Benan da yer aldı. Öztürkler, burada yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarla çözüme zorlanmak istendiğini ancak bu yöntemin başarılı olamayacağını vurguladı.

Öztürkler, kalıcı bir çözüm hedefleniyorsa öncelikle Kıbrıslı Türklere uygulanan tecritlerin sonlandırılması gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler’in, 2004 yılında Annan Planı referandumu öncesinde Kıbrıslı Türklere izolasyonların kaldırılması sözü verdiğini ancak bu taahhüdün yerine getirilmediğini hatırlatan Öztürkler, BM Güvenlik Konseyi’nin bu konuda karar alması gerektiğini ifade etti.

Kıbrıslı Türklerin bugünkü konumlarına kolay ulaşmadığını ve geçmişin iyi bilinmesi gerektiğini söyleyen Öztürkler, 1963 yılında Kıbrıslı Türk bakan ve Cumhurbaşkanı Muavininin veto hakkının elinden alınmasına yönelik hazırlanan yasa değişikliğini, Kıbrıslı Türklerin haklarının gasp edilmek istendiğinin en somut örneği olarak gösterdi. 1974’teki Yunanistan cuntasının darbesine de değinen Öztürkler, bu olayların yeterince konuşulmadığını ve Kıbrıslı Türklerin çözüm istemeyen taraf olarak gösterilmeye çalışıldığını, Türkiye’nin barış harekatının ise işgal olarak nitelendirilmek istendiğini kaydetti.

Öztürkler, 1974’teki Türkiye müdahalesinin bir barış harekatı olduğunu ve bu harekatın Kıbrıslı Türklerin adada özgür, egemen ve bağımsız yaşamasını sağlamak amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Barış Harekatı sonucunda 52 yıldır adada huzur, güven ve barış ortamının hakim olduğunu söyleyen Öztürkler, bu harekatın sadece Kıbrıslı Türklere değil, Kıbrıslı Rumlara da barış getirdiğini ifade etti. Kıbrıslı Türklerin özgürlük ve egemenliklerine sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Öztürkler, dönemin Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı anmanın önemine dikkat çekti.

Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile omuz omuza yürümeye devam edeceğini belirten Öztürkler, KKTC’de yaşam koşullarının giderek iyileştiğini ve Kıbrıs Türk halkının bayrağına ve özgürlüğüne sahip çıkan bir halk olduğunu söyledi. Şehit aileleri için kurulan derneklerin kendileri için kutsal olduğunu ifade eden Öztürkler, bu derneklerin önemine vurgu yaptı. Türkiye Harp Malülü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneği Genel Başkanı Mustafa Işık ise Kıbrıslı Türklerin verdiği mücadelenin haklı bir mücadele olduğunu ve bugün hak ettikleri özgürlüğe kavuştuklarını belirtti. Işık, heyette 11 ilden dernek şubelerinin başkanları, şehit aileleri ve malül gazilerin bulunduğunu ve KKTC’deki Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği ile ortak çalışmalar yürüttüklerini sözlerine ekledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör