DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Öztürkler'den güvenlik vurgusu: "KKTC'nin huzuru tercih sebebidir"

20 Ağustos 2026 128 okunma
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, ülkedeki güvenlik tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede KKTC'nin güvenli bir ülke olduğunu belirterek, demokrasi ve huzurun tercih nedeni olduğunu söyledi.
Öne Çıkanlar
  • Öztürkler, KKTC'nin demokrasi, huzur ve güvenliğinin tercih sebebi olduğunu vurguladı.
  • CTP'nin olağanüstü toplantı çağrısına saygı duyduğunu, yasa ve İçtüzük uygulanacağını belirtti.
  • Düzensiz Göçle Mücadele Merkezi'nin Türkiye'nin ekipman desteğiyle çalıştığını aktardı.
  • Rum tarafının KKTC lehine anlaşmaya imza atmayacağını, izolasyonların kaldırılması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, son dönemde gündeme gelen olaylar ve toplum güvenliği konusundaki tartışmalara dair açıklamalarda bulundu. Meclis'in "Gündem Özel" programında Hakikat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Güven Arıklı'nın sorularını yanıtlayan Öztürkler, KKTC'nin güvenli bir ülke olduğunu vurgulayarak, "KKTC'nin demokrasisi, huzuru ve güvenliği tercih nedenidir" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırmasıyla ilgili de konuşan Öztürkler, bu çağrıya saygı duyduğunu dile getirdi. Meclis Başkanlığı olarak yasa ve İçtüzük hükümlerini uygulamakla yükümlü olduklarını belirten Öztürkler, hükümet, polis, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve ilgili bakanlıkların yaşanan olaylarla ilgili gerekli çalışmaları yürüttüğünü aktardı.

Düzensiz göçle mücadele konusuna da değinen Öztürkler, Düzensiz Göçle Mücadele Merkezi'nin kurulmasında imza sahibi olduğunu hatırlattı. Başbakan Ünal Üstel'in de konunun önemine dikkat çektiğini kaydeden Öztürkler, merkezin Türkiye Cumhuriyeti'nin ekipman desteğiyle çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Öztürkler ayrıca, gelinen süreçte UBP'ye yönelik ilginin ve ivmenin arttığını, yapılan yoklamaların da bunu gösterdiğini sözlerine ekledi.

Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürkler, Rum tarafının "Kıbrıs Cumhuriyeti" sıfatıyla hareket ederek KKTC lehine olacak hiçbir anlaşmaya imza atmayacağını belirtti. Birleşmiş Milletler'in geçmişte Kıbrıs Türk halkını cezalandırdığını ve verilen sözleri yerine getirmediğini savunan Öztürkler, 1974'te Ada'ya gelen barış ve huzurun yalnızca Kıbrıs Türklerine değil, Kıbrıslı Rumlara da sağlandığını dile getirdi. 15 Temmuz Yunan darbesinin görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Öztürkler, Enosis hedefi ve Ada'yı Yunanistan'a bağlama girişimlerine işaret etti.

Öztürkler, Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması gerektiğini belirterek, "Gençlerimiz kendi bayraklarıyla müsabakalara katılsın. Doğrudan ticaret ve serbest dolaşım sağlansın. BM bunu Güney'e de hissettirmelidir" şeklinde konuştu. Kendisinin de bir anlaşmadan yana olduğunu söyleyen Öztürkler, kabul edilecek bir anlaşmada Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının korunması ve bunların anlaşma maddelerinde açık şekilde yer alması gerektiğini vurguladı. "AB ve BM artık silkinmeli ve gerçekleri görmelidir" diyen Öztürkler, Rum tarafında Girne, Maraş, Karpaz ve Güzelyurt'a ilişkin söylem ve marşları "hayal" olarak nitelendirdi ve bu söylemlerin sadece "şarkılarda, türkülerde kalacağını" ifade etti.

Sık Sorulan Sorular

Ziya Öztürkler, CTP'nin Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırma talebine nasıl yaklaştı?
Öztürkler, bu çağrıya saygı duyduğunu ve Meclis Başkanlığı olarak yasa ile İçtüzük hükümlerini uygulamakla yükümlü olduklarını belirtti.
Düzensiz göçle mücadele için kurulan merkez hangi destekle çalışmalarını sürdürüyor?
Düzensiz Göçle Mücadele Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ekipman desteğiyle çalışmalarını sürdürüyor.
Öztürkler, Rum tarafının Kıbrıs sorunundaki tutumunu nasıl değerlendirdi?
Rum tarafının "Kıbrıs Cumhuriyeti" sıfatıyla hareket ederek KKTC lehine olacak hiçbir anlaşmaya imza atmayacağını belirtti.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör