DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Peynir artık bankalarda teminat olarak kullanılıyor

23 Temmuz 2026 114 okunma
Halkın Partisi Genel Sekreteri Turgut Alas, tarımın finansal bir değer olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, İtalya'da Parmesan peynirinin bankalarda teminat olarak kabul edildiği bir sistemi örnek gösterdi.

Alas, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tarımın sadece gıda üretimiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Üreticilerin ürünlerini finansal sistem içinde değerlendirebileceği bir yapı kurmanın mümkün olduğunu ifade eden Alas, doğru planlama ile tarımsal ürünlerin ülke ekonomisi için güçlü bir kaynağa dönüşebileceğini kaydetti.

İtalya'daki Credem Bank'ın uygulamasını örnek gösteren Alas, bu bankanın kasalarında para yerine Parmesan peyniri bulundurduğunu aktardı. Peynirlerin bankanın güvenli depolarında muhafaza edildiğini ve her bir peynirin miktarı ile değerinin kayıt altına alındığını belirten Alas, üreticilerin henüz satamadıkları bu peynirleri teminat göstererek kredi kullanabildiklerini ifade etti.

Alas, bu modelin tarımın finansal bir değer olarak ele alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Çiftçilerin hasat ettikleri ürünleri hemen satmak zorunda kalmamaları gerektiğini vurgulayan Alas, doğru bir finansman sistemi kurulduğunda ürünlerin depolanabileceğini, üreticilerin bekleyebileceğini ve piyasa koşullarının iyileşebileceğini dile getirdi.

Bu sistemin Türkiye'de de uygulanabileceğini belirten Alas, üreticilerin ellerindeki hellim, zeytinyağı, patates veya narenciye gibi ürünleri teminat olarak gösterebileceklerini ifade etti. Lisanslı depolara konulan ürünlerin kalitesinin belirlenip değerinin hesaplanmasıyla üreticilere verilecek belgelerin bankalarda kredi kapısı açacağını kaydeden Alas, bu sayede daha istikrarlı bir tedarik zinciri ve güçlü bir gıda güvenliği sağlanabileceğini sözlerine ekledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör