DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Reynar: Suçu etnik kimliğe bağlamak açık ırkçılıktır

25 Ağustos 2026 125 okunma
TDP MYK Üyesi Tacan Reynar, güvenlik ve suç tartışmalarının belirli etnik kimlikler üzerinden yürütülmesine sert tepki göstererek bu yaklaşımın açık ırkçılık olduğunu söyledi.
Öne Çıkanlar
  • Suçun etnik kimliğe bağlanması açık ırkçılıktır.
  • Kıbrıs tarihinde etnik nedenlerle cinayet ve şiddet yaşanmıştır.
  • Cezaevi nüfusunun etnik kökenle özdeşleştirilmesi yanlış algı yaratır.
  • Yasal statüsü olmayanlar küçük suçlarda cezaevine gönderilebiliyor.

Toplumcu Demokrasi Partisi MYK Üyesi ve hukukçu Tacan Reynar, son dönemde güvenlik ve suç konularının etnik kimlikler üzerinden tartışılmasına karşı çıktı. Ada TV'de Nupelda Karabuğday'ın konuğu olan Reynar, suçun belirli bir etnik kökene ya da ülkeye atfedilmesinin yanlış olduğunu vurgulayarak "İnsanın olduğu yerde suç var" ifadesini kullandı.

Kıbrıs'ta tarih boyunca cinayet ve şiddet olaylarının yaşandığını hatırlatan Reynar, güvenlik sorunlarının etnik kimlik üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtti. "Mağara toplumlarından bugüne kadar gelirsek, hepimizin olduğu yerde suçlar var" diyen Reynar, Kıbrıslıların da suç işlediğine dikkat çekerek adanın şiddetin yaşandığı bir yer olduğunu ifade etti. Geçmişte Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların etnik nedenlerle birbirlerini öldürdüğünü anımsatan Reynar, "Şiddetin aynı zamanda olduğu bir adadayız. Bununla da barışık olmamız lazım ve tarihimizden de özür dilememiz lazım bunların yaşandığı için" şeklinde konuştu.

Cezaevlerindeki nüfus üzerinden belirli bir etnik kimliğin suçla özdeşleştirilmesini de eleştiren Reynar, bu durumun toplumda yanlış bir algı oluşturduğunu söyledi. "Bütün suç işleyenler başka etnik kimliktenmiş gibi bir algı yaratmak doğru değil" diyen Reynar, suçun belirli bir topluluğa mal edilmesinin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

Güvenlik sorununa çözüm olarak toplumun kendisini dış dünyaya kapatmasının mümkün olmadığını belirten Reynar, "Çitlerle çevirelim köyümüzü, içerisinde yaşayalım, kendi kendimize bir dünya kuralım. Yok böyle bir şey" ifadelerini kullandı. Kuzey Kıbrıs'ın zaten dünyadan izolasyon ve ambargolar altında olduğunu hatırlatan Reynar, güvenlik tartışmalarının yeni bir korku iklimi yaratacak şekilde yürütülmemesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki yoğun insan hareketliliğine de değinen Reynar, Türkiye'den daha fazla turist geldiğini ve kimlikle giriş uygulamasının bulunduğunu belirterek bu durumun güvenlik açısından sorgulanabileceğini ancak etnik bir meseleye dönüştürülmemesi gerektiğini kaydetti. Turist ve öğrencilerin hukuki statüleri nedeniyle küçük suçlarda dahi cezaevine gönderilebildiğini savunan Reynar, yasal statüsü bulunmayan kişilerin teminat duruşmasına kadar cezaevinde tutulabildiğini, vatandaşların ise aynı uygulamayla karşılaşmadığını ifade etti. Bu nedenle cezaevi nüfusunun yalnızca etnik köken üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmayacağını söyleyen Reynar, "Bunu da görmezden gelip sanki her şeyi belli bir etnik kimliğe dayandırmanın çok sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Çok açık ve net ırkçılık olduğunu düşünüyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Sık Sorulan Sorular

Tacan Reynar, suçun etnik kimliğe bağlanmasını neden açık ırkçılık olarak nitelendiriyor?
Çünkü suçun belirli bir etnik kökene ya da ülkeye atfedilmesinin yanlış olduğunu ve bunun toplumda yanlış bir algı oluşturduğunu belirtiyor.
Reynar, Kıbrıs'ta şiddet olaylarının tarihsel olarak nasıl yaşandığını örnek gösteriyor?
Geçmişte Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların etnik nedenlerle birbirlerini öldürdüğünü hatırlatarak adanın şiddetin yaşandığı bir yer olduğunu ifade ediyor.
Reynar'a göre güvenlik sorununa çözüm olarak toplumun kendini dış dünyaya kapatması neden mümkün değil?
Reynar, "Çitlerle çevirelim köyümüzü, içerisinde yaş" diyerek toplumun kendini dış dünyaya kapatmasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör