DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Adli Olaylar

Sabah İşe Giden Lokman Usta, Akşam Evine Dönemedi

05 Ağustos 2026 62 okunma
Kumyalı'da bir tahıl silosunun çökmesi sonucu hayatını kaybeden 46 yaşındaki Lokman Hacıhasanoğlu'nun ölümü, iş güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, bu tür kazaların "kader" olmadığını, alınacak önlemlerle engellenebileceğini vurguluyor.

Âşık Veysel'in "Uzun İnce Bir Yoldayım" türküsü, insan ömrünü nerede başlayıp nerede biteceği bilinmeyen bir yolculuğa benzetir. Ancak Kumyalı'da Toprak Ürünleri Kurumu'na ait tahıl silosunun çökmesiyle yaşamını yitiren Lokman Hacıhasanoğlu'nun haberi, bu yolculuğun bazen ne kadar erken ve önlenebilir bir şekilde sona erebileceğini gösteriyor.

46 yaşındaki Hacıhasanoğlu, o sabah da herkes gibi işine gitmişti. Muhtemelen günlük planlarını yapıyor, akşam eve döndüğünde yapacaklarını düşünüyordu. Ancak üzerine tonlarca ağırlıktaki bir yapının çökmesiyle, sıradan bir iş günü ölümle sonuçlandı. Bu noktada yetkililere düşen sorumluluk, olayı basit bir "talihsiz kaza" olarak geçiştirmek değil.

Kumyalı'daki silo, bakım ve onarım çalışmalarıyla kısa süre önce gündeme gelmişti. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı TÜK'ün bu tesisteki denetim ve iş güvenliği yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirdiği, soruşturmanın merkezinde olmalı. Hangi kontrollerin yapıldığı, yapısal risklerin tespit edilip edilmediği ve çalışanlar için ne tür önlemler alındığı soruları cevap bekliyor.

İş sağlığı ve güvenliği, baret dağıtmak ya da uyarı levhası asmaktan ibaret değil. Asıl mesele, işçinin hayatını tehdit eden riski daha ortaya çıkmadan görebilmek ve bertaraf etmek. Bir kaza olduktan sonra alınan tedbirin adı "önlem" olamaz. Ne yazık ki çalışma hayatında insan yaşamının değeri, çoğu zaman ancak kaybedildikten sonra anlaşılıyor. Birkaç gün süren haberler, başsağlığı mesajları ve başlatılan soruşturmaların ardından hayat devam ediyor. Ama bir evde zaman duruyor.

Lokman Hacıhasanoğlu'nu geri getirmek mümkün değil. Ancak onun ölümünün ardından sorulması gereken soruları sormak, soruşturma sürecini takip etmek ve aynı yerde başka bir işçinin yolunun yarıda kalmaması için gereken adımları atmak mümkün. Hesap verilmesini sağlamak ve cezasızlığı önlemek de bunun bir parçası. Çünkü bir insanın ekmek parası için çıktığı yol, ölüm yolu olmamalı. Uzun, ince ve zor olabilir ama güvenli olmak zorundadır.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör