DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Şiddeti Belli Kesimlere Yıkmak Asıl Meseleyi Perdeliyor

04 Ağustos 2026 85 okunma
Avukat Aslı Murat, kadına yönelik şiddetin belirli toplumsal gruplara mal edilmesinin gerçek sorunun konuşulmasını engellediğini söyledi. Murat, şiddet görüntülerinin paylaşılmasının travmayı derinleştirdiğini ve şiddeti normalleştirdiğini vurguladı.

Avukat Aslı Murat, dün Lefkoşa'daki Metropol Süpermarket'te yaşanan bıçaklı saldırının ardından yeniden alevlenen kadına yönelik şiddet tartışmalarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Murat, şiddet olaylarının hikâyeleştirilmesinin, görüntülerin servis edilmesinin ve yaşananlara gerekçe aranmasının son derece sakıncalı olduğunu belirtti. Bu tür yaklaşımların, şiddetin kök nedenlerinin masaya yatırılmasını engellediğini ve kamuoyundaki tartışmayı yanlış bir zemine sürüklediğini ifade etti.

Şiddet görüntülerinin dolaşıma sokulmasının iki ağır sonucu olduğuna dikkat çeken Murat, bunlardan ilkinin şiddetin toplum nazarında sıradanlaşması, ikincisinin ise mağdurların yaşadığı travmanın daha da ağırlaşması olduğunu kaydetti. Zaten kendilerini yeterince güvende hissetmeyen kadınların, bu tür olaylar ve görüntüler nedeniyle güvensizlik duygusunun katlanarak arttığını söyledi. Murat'a göre magazinsel anlatılar bir yana bırakılıp, şiddeti doğuran sebeplere ve bunları ortadan kaldıracak somut adımlara odaklanılması gerekiyor.

Kadına yönelik şiddetin temelinde yatan dinamiğe de değinen Murat, asıl meselenin kadının kendi hayatı üzerindeki karar alma iradesinin kontrol ve denetim altına alınmak istenmesi olduğunu vurguladı. Şiddetin bir güç ve tahakküm kurma aracı olarak ortaya çıktığını belirten Murat, kadınların çoğu zaman en yakınlarındaki kişiler tarafından hedef alınmasının da bu kontrol arzusunun açık bir göstergesi olduğunu dile getirdi.

Murat, kadına yönelik şiddetin herhangi bir etnik kökene, gelir grubuna ya da toplumsal kesime indirgenmemesi gerektiğinin altını çizdi. Şiddetin evrensel bir sorun olduğunu ve her ülkede, her toplumsal katmanda görülebildiğini hatırlattı. Devletin sosyal hizmetler, yasal düzenlemeler, kolluk kuvvetleri ve ilgili tüm kurumlar arasında etkin bir eşgüdüm sağlayarak bütüncül bir mücadele mekanizmasını hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Son dönemde yaşananların, kadına yönelik şiddetle mücadelenin arzu edilen seviyede olmadığını ve suçu önlemeye dönük politikaların yetersiz kaldığını gözler önüne serdiğini ifade eden Murat, mahkemelerin şiddeti normalleştiren veya magazinleştiren gerekçeleri hafifletici neden saymadığını da sözlerine ekledi. Asıl hedefin, şiddeti daha ortaya çıkmadan engelleyecek etkin ve sürdürülebilir politikalar oluşturmak olduğunu vurguladı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör