DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Üstel: Erenköy'deki Direniş Ateşi 62 Yıldır Sönmüyor

07 Ağustos 2026 116 okunma
Başbakan Ünal Üstel, Erenköy Direnişi'nin yıl dönümünde yayımladığı mesajda, 1964'te öğrencilerin ve mücahitlerin yazdığı kahramanlık destanının Kıbrıs Türk halkının özgürlük iradesini temsil ettiğini söyledi.

Başbakan Ünal Üstel, Şanlı Erenköy Direnişi'nin 62'nci yılına ulaşmanın gururunu taşıdıklarını belirterek, bu mücadelenin Kıbrıs Türk halkının varoluş savaşındaki en parlak sayfalardan biri olduğunu dile getirdi. Üstel, direnişin taşıdığı anlamın yeni kuşaklara eksiksiz biçimde aktarılması gerektiğinin altını çizdi.

Üstel, 1964 yılında yurt dışındaki eğitimlerini bırakıp adaya koşan yüzlerce Kıbrıs Türkü gencin, mücahitlerle birlikte Rum-Yunan kuvvetlerine karşı unutulmaz bir savunma sergilediğini anlattı. Yaklaşık 500 üniversite öğrencisi ve mücahidin gösterdiği bu direnişin, Kıbrıs Türk halkının vatanından ve bağımsızlığından asla ödün vermeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiğini vurguladı.

Erenköy'de tutuşturulan direniş meşalesinin, Kıbrıs Türklerinin egemenlik yolculuğunda belirleyici bir dönemeç olduğunu kaydeden Üstel, Anavatan Türkiye'nin katkılarıyla güç kazanan bu yürüyüşün, bugün özgür bir devlet çatısı altında geleceğe emin adımlarla ilerlemenin zeminini hazırladığını ifade etti. Erenköy ruhunun canlı tutulmasının ortak bir görev olduğunu söyleyen Üstel, Kıbrıs Türk halkının egemenlik, özgürlük ve geleceğinden hiçbir koşulda taviz vermeyeceğini yineledi.

Başbakan Üstel, mesajını tamamlarken başta Şehit Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel olmak üzere Erenköy'de toprağa düşen bütün şehitleri rahmetle andı, gazilere ve mücadeleye omuz veren tüm mücahitlere minnet duygularını iletti. Üstel, "Erenköy ruhu, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık ve özgürlük iradesinin sarsılmaz simgesi olarak sonsuza dek yaşayacaktır." sözleriyle açıklamasını noktaladı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör