Uyuşturucu dosyalarında iki yılda yüzde 37 artış: Gençler tehlike altında
- Uyuşturucu suç dosyaları 2023'te 364'ten 2025'te 500'e yaklaşarak yüzde 37 arttı.
- Gençlerin uyuşturucu kullanımı ve bulundurma suçlamalarıyla mahkemeye çıkması halk sağlığı krizi olarak değerlendiriliyor.
- ESPAD 2023'e göre lise öğrencilerinde esrar kullanımı yüzde 3,8, sakinleştirici kullanımı yüzde 3,4.
- Psikolog Getirmez, mücadelede operasyonların yetersiz olduğunu, önleme ve psikolojik desteğin şart olduğunu söyledi.
Uyuşturucu bağlantılı suç dosyalarında dikkat çekici bir yükseliş yaşanıyor. 2023 yılında 364 olan dosya sayısı, 2024'te 487'ye çıktı. 2025 yılında ise bu rakam 500'e dayandı. İki yıllık süreçte ortaya çıkan tablo, uyuşturucu suçlarında yaklaşık yüzde 37'lik bir artışa işaret ediyor.
Mahkemelere taşınan olaylarda genç yaştaki bireylerin uyuşturucu kullanımı ve bulundurma suçlamalarıyla karşı karşıya kalması, meselenin yalnızca güvenlik güçlerini ilgilendiren bir sorun olmaktan çıktığını gösteriyor. Uzmanlara göre bu durum, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı ve gençlik krizi olarak değerlendirilmeli. Her yıl artan dosya sayıları, mücadelede operasyon ve tutuklamaların ötesine geçilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Psikolog Asehan Okan Getirmez, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu'nun ESPAD 2023 araştırmasına dikkat çekti. Araştırmada lise öğrencileri arasında esrar kullanım oranının yüzde 3,8, reçetesiz sakinleştirici veya yatıştırıcı kullanımının ise yüzde 3,4 olarak belirlendiğini aktaran Getirmez, bu verilerin riskin okul çağındaki gençlere kadar uzandığını gözler önüne serdiğini ifade etti.
Getirmez, madde kullanımının yalnızca merak veya arkadaş çevresiyle açıklanamayacağını belirterek aile içi sorunlar, yalnızlık, travma, gelecek kaygısı, işsizlik, depresyon ve kaygı bozukluğu gibi etkenlerin de gençleri uyuşturucuya yöneltebildiğini vurguladı. Uyuşturucuyla mücadelede operasyon ve cezaların önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını kaydeden Getirmez, önleyici çalışmaların, psikolojik desteğin, ailelerin sürece dahil edilmesinin ve bağımlılık tedavisinin birlikte yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.