DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Güney Kıbrıs

30 Yıllık Gerginliğin Gölgesinde: Hristodulidis'in Yaveri Pettemeridis'in Sınır Eylemleriyle Bağlantısı Deşifre Oldu

11 Ağustos 2026 129 okunma
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'in askeri danışmanı ve yaveri Yarbay Andreas Pettemeridis'in, sınır hattında gerilime yol açan İsak-Solomou anma eylemlerinin perde arkasındaki kilit isimlerden biri olduğu belirlendi. Pettemeridis'in 1996'daki olaylardan bu yana aynı girişimle bağlantısı dikkat çekiyor.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'in en yakınındaki isimlerden biri olan Yarbay Andreas Pettemeridis'in, son günlerde sınır hattında tansiyonu yükselten eylemlerle uzun yıllara dayanan organik bir ilişkisi olduğu ortaya çıktı. 2025 yılında Hristodulidis'in yaveri olarak Cumhurbaşkanlığı'na atanan ve daha önce Komando Filosu'na komuta eden Pettemeridis, aynı zamanda "İsak-Solomou Anma Girişimi"nin temsilcilerinden biri olarak biliniyor.

Tasos İsak ve Solomos Solomou'nun ölümünün 30'uncu yılı dolayısıyla düzenlenen motosikletli anma etkinlikleri bu yıl da sınırda krize yol açtı. Metehan ve Lokmacı geçiş noktaları tedbir amaçlı olarak kısa süreliğine kapatıldı. Oysa bu senaryonun kökleri 1996 yılına kadar uzanıyor. Berlin'den Kıbrıs'a gelen motosikletli grubun Yeşil Hat'ı geçme girişiminden önce dönemin Rum lideri Glafkos Klerides gösterinin iptal edildiğini duyurmuş, ancak gruplar bu çağrıya rağmen sınır hattına ilerlemiş ve 11 Ağustos'ta İsak'ın hayatını kaybettiği olaylar patlak vermişti. BM belgelerinde de Klerides'in son dakika iptal açıklamasının gerilimi düşürmekte yetersiz kaldığı değerlendirmesi yer almıştı.

Pettemeridis'in geçmişte Solomou'nun yanında bulunduğu ve yaşananlara dair tanıklığını kamuoyuyla paylaştığı biliniyor. Şimdi ise Hristodulidis'in yanında görev yapan aynı isim, İsak-Solomou anma girişimiyle bağlantısı üzerinden yeniden gündeme gelmiş durumda.

Öte yandan Hristodulidis'in son dönemde eski Rum mülklerini gerekçe göstererek tutuklamaları savunması ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın karşılıklılık mesajlarını "tehdit" olarak nitelendirip yeni tutuklamaların sinyalini vermesi, mülkiyet gerilimi, sınır eylemleri ve 1996'nın sembollerini aynı siyasi denklemde bir kez daha buluşturuyor.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör