DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Akansoy: Yaşananlar deniz faciası değil, deniz cinayetidir

03 Eylül 2026 86 okunma
CTP Grup Başkanvekili Asım Akansoy, Girne açıklarında yaşanan deniz faciasının ardından hükümetin kriz yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Akansoy, "İnsanlar göz göre göre ölüme gönderildi" diyerek olayın bir faciadan öte olduğunu savundu.
Öne Çıkanlar
  • Akansoy, Girne açıklarındaki olayı "deniz cinayeti" olarak nitelendirdi.
  • Devletin krizde yetersiz kaldığını ve hasta kayıtlarını tutamadığını söyledi.
  • CTP'nin güvenlik için Meclis çağrısını hükümetin görmezden geldiğini belirtti.
  • Denizcilik Dairesi kurulacağı sözünün verildiğini ancak adım atılmadığını aktardı.

CTP Grup Başkanvekili Asım Akansoy, Girne açıklarında meydana gelen deniz faciası ve sonrasındaki kriz yönetimi konusunda hükümete ağır eleştiriler yöneltti. Mayıs TV'de Meltem Sakin'in konuğu olan Akansoy, yaşananları "deniz faciasından öte deniz cinayeti" olarak nitelendirdi ve "İnsanlar göz göre göre ölüme gönderildi" ifadesini kullandı.

Kriz sürecinde devletin yetersiz kaldığını belirten Akansoy, özellikle hayatını kaybedenlerin yakınlarına yaklaşım biçimini eleştirdi. "Siz acılı insanlara karpuz veremezsiniz. Empati kuracaksınız. Onların rahat soluk alacağı, sürekli ve doğru bilgi sahibi olacağı bir ortam yaratmak zorundasınız" diyen Akansoy, ailelerin artık "Yeter kardeşim artık!" noktasına geldiğini söyledi. Devletin gemi battıktan sonra yolcuların hangi hastanelerde bulunduğuna ilişkin dahi sağlıklı kayıt tutamadığını aktaran Akansoy, gece yarısı ailelerin kendilerini arayarak "Ölümüz, kaybımız var. Hangi hastanede siz de arar mısınız?" çağrısında bulunduğunu anlattı.

Yaşanan facianın münferit bir olay olmadığını savunan Akansoy, ülkede uzun süredir güvenlik ve denetim sorunları yaşandığına dikkat çekti. CTP olarak yaklaşık üç hafta önce ülkedeki güvenlik sorunlarının ele alınması amacıyla Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırdıklarını hatırlatan Akansoy, UBP-DP-YDP hükümetinin bu çağrıyı görmezden geldiğini belirtti. "Ülkenin güvenlik sorunlarını, ülkenin içinde bulunduğu acil ihtiyaçları konuşmayı göz ardı ettiler. Ve onun ardından ne yazık ki tüm bunlar yaşandı" dedi.

Denetimin devletin asli görevlerinden biri olduğunu vurgulayan Akansoy, "Bir ülkede denetim ya vardır ya yoktur. 'Ben şunu denetledim ama bunu denetlemeyi unuttum' diyemezsiniz. Bu bir mekanizmadır, bir kültürdür, bir davranış biçimidir" ifadelerini kullandı. UBP'nin hükümet programında Limanlar Dairesi'nin uluslararası standartlarda düzenleyici ve denetleyici bir otorite haline getirileceği yönünde taahhüt bulunduğunu hatırlatan Akansoy, Denizcilik Dairesi kurulacağı sözünün de verildiğini ancak gerekli adımların atılmadığını söyledi. Gemiye verilen ruhsat ve izinlerin, müdahalenin geç yapılmasının ve arama-kurtarma kapasitesinin de tartışılması gerektiğini belirten Akansoy, "Yeterli donanıma sahip olmadığımız ortaya çıktı" dedi.

Akansoy, yaşananların ülkedeki yönetim ve denetim anlayışındaki sorunları açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, "Bu olay bize yaşadığımız sistemin ne durumda olduğunu açık ve net bir şekilde gösteriyor. Burada bir sistem krizi var. İnsanların yaşamını güvence altında tutacak bir devlet düzenlemesinin olmadığını gördük" diye konuştu. "Bu sistemde yaşadığımız için biz niye can pazarının bir parçası olalım?" diyen Akansoy, yaşananların yalnızca bir deniz kazası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini yineleyerek "Bence bu bir deniz faciasından öte deniz cinayetidir" ifadesini kullandı.

Sık Sorulan Sorular

Akansoy, yaşananları neden "deniz cinayeti" olarak nitelendirdi?
Akansoy, "İnsanlar göz göre göre ölüme gönderildi" diyerek olayın bir faciadan öte, ihmal ve yetersizlik sonucu gerçekleştiğini savundu.
Akansoy'a göre kriz sürecinde devletin ailelere yaklaşımında ne gibi eksiklikler yaşandı?
Akansoy, devletin acılı insanlara empati kuramadığını, doğru bilgi sağlayamadığını ve yolcuların hangi hastanelerde olduğuna dair sağlıklı kayıt tutamadığını belirtti.
Akansoy, bu facianın önlenebilir olduğunu hangi gerekçeyle öne sürdü?
Akansoy, CTP'nin yaklaşık üç hafta önce güvenlik sorunlarını görüşmek için Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırdığını, ancak UBP-DP-YDP hükümetinin bu çağrıyı görmezden geldiğini ifade etti.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör