DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Arıklı'ya Sert Yanıt: "Yalandan Medet Umma, Önce Analitik Düşün"

15 Ağustos 2026 76 okunma
Bir siyasetçi, hakkında sosyal medyada yapılan paylaşıma kapsamlı bir yanıt vererek 2011'deki Azerbaycan-Ermenistan çalışmasının ayrıntılarını anlattı ve Arıklı'ya "her duyduğuna inanma" çağrısı yaptı.
Öne Çıkanlar
  • Siyasetçi, Arıklı'nın paylaşımındaki ithamları "safsata" olarak nitelendirdi.
  • Proje, Türkiye Dışişleri Bakanlığı vizyonuyla İngiliz Dışişleri Bakanlığı tarafından uygulandı.
  • Projenin vizyonu, 1993'te kapatılan Türkiye-Ermenistan sınırının yeniden açılmasıydı.
  • Siyasetçi, Azerbaycan'da "İstenmeyen Şahıs" ilan edildiğini aktardı.

Dün sosyal medya hesabından hakkında bir paylaşım yapan Arıklı'ya tepki gösteren siyasetçi, son dönemde asabi, agresif ve hakaret içeren paylaşımlarıyla dikkat çeken bu isimden kendisinin de payına düşeni aldığını belirtti. Söz konusu paylaşımın 2011 yılında Azerbaycan ve Ermenistan'da katıldığı bir çalışmayla ilgili olduğunu aktaran siyasetçi, katılımcıların Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi ve teknokrat isimlerden oluştuğunu ifade etti.

Çalışmanın temasının Kıbrıs'ta savaş sonrası tarafların yakınlaşması ve barış süreci deneyiminin Azerbaycan ve Ermenistan halklarıyla paylaşılması olduğunu vurgulayan siyasetçi, projenin Türkiye Dışişleri Bakanlığının vizyonuyla şekillendiğini, uygulamasını ise hassasiyetler nedeniyle İngiliz Dışişleri Bakanlığının üstlendiğini kaydetti. Proje yönetiminin İngiltere eski Başbakanı Tony Blair'in müsteşarı Jonathan Powell ve ekibinde olduğunu belirten siyasetçi, Powell'ın 10 Nisan 1998'deki Hayırlı Cuma Anlaşması'nın mimarı olduğunu hatırlattı.

Projenin vizyonunun 1993'te kapatılan Türkiye-Ermenistan sınırının yeniden açılması olduğunu anlatan siyasetçi, bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye için 1 milyar ABD Doları kapasiteli dış ticaret olanağının canlanacağını ve Kafkasya bölgesinin enerji ile telekomünikasyon hatlarının bağlanacağını dile getirdi. Kıbrıslı ekibin Dağlık Karabağ'a gidişi için Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'ndan izin alındığını, çünkü ekibin o bölgeyi Azerbaycan'ın parçası olarak kabul ettiğini söyleyen siyasetçi, ziyaretin basına sızmasının ardından Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının kendi katkısını inkar ettiğini ve kendisinin "İstenmeyen Şahıs" ilan edildiğini aktardı.

Arıklı'nın paylaşımındaki ithamları "safsata" olarak niteleyen siyasetçi, bir bakanın ve parti başkanının başkasının doğru bilgiler içermeyen paylaşımını yaymaya çalışmasının üzüntü verici olduğunu ifade etti. CTP'de sadece bir nefer olduğunu ve parti örgütlerinde hiçbir görevi bulunmadığını vurgulayan siyasetçi, kendisini karalamaya çalışarak CTP'ye zarar verilemeyeceğini belirtti. Arıklı'ya "her duyduğuna inanma" ve "önce analitik düşün" tavsiyesinde bulunan siyasetçi, yurttaş olarak da itidal önerisinde bulundu.

Sık Sorulan Sorular

Siyasetçinin katıldığı 2011 yılındaki çalışmanın ana teması neydi?
Kıbrıs'ta savaş sonrası tarafların yakınlaşması ve barış süreci deneyiminin Azerbaycan ve Ermenistan halklarıyla paylaşılmasıydı.
Projenin uygulamasını neden İngiliz Dışişleri Bakanlığı üstlendi?
Hassasiyetler nedeniyle Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın vizyonuyla şekillenen projenin uygulamasını İngiliz Dışişleri Bakanlığı üstlendi.
Kıbrıslı ekibin Dağlık Karabağ'a gidişi için neden Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'ndan izin alındı?
Çünkü ekip o bölgeyi Azerbaycan'ın parçası olarak kabul etti.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör