Art Arda Gelen Şiddet Olaylarına Tepki: Kadınlar Korkuyla Yaşamaya Mahkum Değil
CTP Kadın Örgütü'nden yapılan yazılı açıklamada, kısa süre içinde meydana gelen üç ayrı olayın toplumun içine sürüklendiği durumu açıkça ortaya koyduğu belirtildi. Birlikte yaşadığı erkeğin şiddetinden kaçmak isteyen bir kadının kendini ikinci kattan atmak zorunda kaldığı, görev başındaki iki kadın paramediğin ambulans içinde cinsel tacize uğradığı ve Lefkoşa'nın en işlek noktalarından birinde, gündüz vakti kalabalık bir markette bir kadının bıçaklı saldırıya hedef olduğu hatırlatıldı.
Bu olayların hiçbirinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceği ifade edilen açıklamada, kadınların evde, sokakta, iş yerinde ya da görevlerini yaparken dahi şiddete ve tacize maruz kalmasının toplum genelinde korku ve güvensizlik duygusunu körüklediği kaydedildi. Kuzey Kıbrıs'ın geçmişte insanların kendini güvende hissettiği, dayanışmanın güçlü olduğu bir yer olarak anıldığına işaret edilen metinde, artan şiddet vakalarının, toplumsal yozlaşmanın, cezasızlık algısının ve önleyici sosyal politikaların yetersizliğinin bu güven duygusunu her geçen gün aşındırdığı dile getirildi. Bu toprakların alışık olmadığı türden vahim olayların peş peşe yaşanmasının ciddi bir uyarı niteliği taşıdığı vurgulandı.
Açıklamada, kadına yönelik şiddetin sadece kadınları değil tüm toplumu ilgilendiren bir sorun olduğunun altı çizilirken, şiddetin normalleştiği bir ortamda huzurdan ve toplumsal barıştan söz edilemeyeceği belirtildi. Kadınların yaşam hakkını, güvenliğini ve onurunu korumanın devletin en temel sorumluluğu olduğu ifade edildi. Hükümetin artan şiddet olayları karşısında seyirci kalmayı tercih ettiği öne sürülen metinde, mücadelenin yalnızca olay sonrası açıklamalar ya da adli süreçlerle sınırlı tutulamayacağı, asıl ihtiyacın koruyucu ve önleyici sosyal politikaların güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan kamu politikalarının kararlılıkla uygulanması ve ilgili kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon sağlanması olduğu kaydedildi. Şiddet yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce harekete geçmenin devlet olmanın gereği olduğu vurgulandı.
Kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplumun, eşitliği önceleyen ve şiddeti ortaya çıkmadan önlemeyi hedefleyen kamusal politikalarla mümkün olabileceği belirtilen açıklamada, bu mücadelenin yalnızca kadın örgütlerinin değil, devletin, yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğu ifade edildi. CTP Kadın Örgütü, kadınların yaşam hakkını savunmaktan ve şiddetin her türlüsüne karşı sesini yükseltmekten vazgeçmeyeceğini belirterek, hiçbir kadının korkuyla yaşamaya mahkum olmadığını sözlerine ekledi.