DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Güney Kıbrıs

Bir Cenazenin Kıbrıs'ı Yeniden Birleştirdiği An

15 Ağustos 2026 29 okunma
Sevgül Uludağ'ın cenaze töreni, adanın iki yakasından insanları aynı kaybın etrafında topladı. Bu buluşma, yıllardır birbirinden uzak tutulan toplumların acılarını yarıştırmadan dinleyebilmenin mümkün olduğunu gösterdi.
Öne Çıkanlar
  • Sevgül Uludağ'ın cenazesinde Kıbrıslı Türkler ve Rumlar bir araya geldi.
  • Cenaze, Kıbrıs'ta alışılmış bölünmüşlüğü kısa süreliğine bozdu.
  • Sevgül, resmi tarihlerin dışladığı insanları arayıp dinleyerek yollar açtı.
  • İki toplumun acılarını yarıştırmadan, her olayı kendi bağlamıyla ele aldı.

Sevgül Uludağ'ın cenazesinde yüzlerce insan vardı. Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar, solcular, sağcılar, siyasetçiler, aktivistler, kayıp yakınları ve gazeteciler... Normal bir günde aynı mekânda bulunmayacak insanlar, o gün tek bir kaybın etrafında kenetlendi. Kimi onu yakından tanıyordu, kimi yalnızca yazılarından biliyordu. Kimi söylediklerinin tamamına katılıyordu, kimi ise hayatı boyunca onunla birçok konuda ters düşmüştü. Ama o gün herkes aynı yerde durdu.

Kıbrıs'ta cenazeler bile çoğu zaman ayrıdır. Mezarlıklar, dualar, yas tutma biçimleri ve hatta ölüleri anlatırken kullanılan kelimeler milliyetlere göre bölünmüştür. Sevgül'ün cenazesi ise kısa bir süreliğine bu alışılmış düzeni bozdu. Ada, sanki kendi bölünmüşlüğünün dışına çıkıp başka türlü bir topluluk olabileceğini hatırladı.

Bu kalabalığı yalnızca Sevgül'ün sevilen bir insan olmasıyla açıklamak yetmez. Elbette seviliyordu; cömertti, meraklıydı, inatçıydı ve insanlara dokunmayı biliyordu. Fakat cenazedeki buluşmanın daha derin bir anlamı vardı: Sevgül, yıllar boyunca birbirinden uzak tutulan insanların acıları arasında yollar açmıştı. Cenazesinde o yollardan yürüyenler, bu kez onun etrafında buluştu.

Sevgül yalnızca yazmadı. Kıbrıs'ın iki tarafında da resmi tarihlerin dışarıda bıraktığı insanları aradı, dinledi ve birbirine ulaştırdı. Kimi zaman bir kaybın izini sürdü, kimi zaman unutulmuş bir mezarı bulmaya çalıştı, kimi zaman da yıllardır içinde taşıdığı bir bilgiyi söylemeye cesaret edemeyen bir insanın kapısını sabırla çaldı. Gazeteciliği masa başında yapılan bir kayıt işinin ötesine taşıyarak bir çeşit insan diplomasisine dönüştürdü.

Bunu yaparken en önemli özelliği, iki toplumun acılarını yarıştırmamasıydı. Kıbrıs'ta geçmiş konuşulmaya başladığında hemen görünmez bir terazi çıkarılır. Bir taraf kendi ölüsünü masaya koyar, öteki taraf başka bir ölüyle cevap verir. Sevgül bu teraziyi reddetti. Fakat bunu acıları birbirine eşitleyerek de yapmadı. Her olayı kendi bağlamı, failleri, kurbanları ve sorumlulukları içinde ele aldı. Yüzleşmenin herkese eşit miktarda suç dağıtmak olmadığını, kimin ne yaptığını mümkün olduğunca açık biçimde ortaya koymak ve kurbanın kimliğine bakmadan onun hikâyesine yer açmak olduğunu gösterdi.

Sık Sorulan Sorular

Cenaze törenine katılanlar arasında hangi farklı gruplardan insanlar yer aldı?
Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar, solcular, sağcılar, siyasetçiler, aktivistler, kayıp yakınları ve gazeteciler katıldı.
Sevgül Uludağ'ın cenazesinin Kıbrıs'taki alışılmış düzeni bozmasının nedeni neydi?
Kıbrıs'ta cenazeler genellikle milliyetlere göre ayrıldığı için, onun cenazesinde farklı toplumların tek bir kaybın etrafında birleşmesi bu düzeni bozdu.
Sevgül Uludağ'ın yıllar boyunca yaptığı çalışmaların temel özelliği neydi?
Kıbrıs'ın iki tarafında da resmi tarihlerin dışarıda bıraktığı insanları aradı, dinledi ve birbirine ulaştırdı.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör