DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Kültür & Etkinlik

Bir Rum Müdürün Zamanında Uyarısı: "Beklemeyin, Gidin"

15 Ağustos 2026 36 okunma
1964 Mayıs'ında Mağusa'da yaşanan olaylar sırasında NAAFI'de çalışan Peyker Sarı, Rum müdürünün zamanında yaptığı uyarı sayesinde olası bir katliamdan kıl payı kurtulduğunu anlattı.
Öne Çıkanlar
  • Rum müdür Garayolli, 1964'te Peyker Sarı ve abisini uyararak hayatlarını kurtardı.
  • Sarı, uyarı üzerine beklemeden yürüyerek kale içine gitti, Hüseyin sonradan onları aldı.
  • Aynı gün Ali Rıza dahil sekiz kişiden haber alınamadı, Barclays müdürü de kayboldu.
  • Sarı, EOKA B döneminde suçsuz insanların misilleme için öldürüldüğünü belirtti.

Kıbrıs'ta toplumlar arası çatışmaların en yoğun yaşandığı dönemlerde, düşmanlık ortamına rağmen insanlığını koruyanların sessiz hikayeleri bugün hâlâ hafızalarda. Bu hikayelerden biri de 1941 yılında Baf'a bağlı Anatyu köyünde dünyaya gelen Peyker Sarı'ya ait.

Sekiz kardeşin en küçüğü olan Sarı, henüz bir aylıkken babasını kaybetti. Annesi ve abisiyle önce Lefkoşa'ya, ardından Mağusa'ya taşınan Sarı, 1950'lerin sonunda NAAFI'de çalışmaya başladı. 1964 Mayıs'ında yaşanan olaylar sırasında iş yerinde bulunan Sarı ve abisi, Rum müdürlerinin uyarısıyla hayatta kaldı.

O günü anlatan Sarı, dışarıdan gelen kişilerin kendilerini isimleriyle çağırdığını, Rum müdürün Türkçe olarak abisine "Yıldırım neyi beklersiniz ama?" diye sorduğunu aktardı. Müdürün, Hüseyin'i beklememelerini, sur içine doğru yürümeye başlamalarını söylediğini belirten Sarı, "Çünkü bir şeyler oldu" dediğini ifade etti.

Sarı, o dönemde surlar içinde Yunanlıların vurulduğunu, karşılık olarak Türklerin öldürülmesi yönünde talimat verildiğini duyduklarını söyledi. Müdürün uyarısı üzerine beklemeden yürüyerek kale içine gittiklerini, Hüseyin'in daha sonra gelip kendilerini aldığını anlattı. Ancak aynı gün Ali Rıza'nın da aralarında bulunduğu sekiz kişiden bir daha haber alınamadığını, Barclays Bank müdürünün de eşinin uyarısına rağmen işe gittiğini ve kaybolduğunu dile getirdi.

Sarı, kendilerini kurtaran Rum müdürün adının Garayolli olduğunu, uzun boylu zayıf bir adam olduğunu belirterek "O bizim hayatımızı kurtardı" dedi. O gece eşinin eve gelip hazırlanmalarını söylediğini, karanlıkta çanta toplayıp çocuklarıyla birlikte evden çıktıklarını, açık alanda yürüyerek tünele ulaştıklarını anlattı. Tünelde Dr. Kelami Bey'in kendilerini karşıladığını, çantasının önce sorun olduğunu ancak üç gün sonra kendisine teslim edildiğini kaydetti.

Sarı, o dönemde Sakarya'da Türklerle Rumların karışık oturduğunu, EOKA dönemiyle birlikte ilişkilerin bozulduğunu, asıl kötü olanın EOKA B olduğunu söyledi. Türklerin o dönemde silahının bulunmadığını, sonradan Türkiye'den sandallarla Karpaz bölgesine silah getirildiğini duyduğunu ifade etti. Eşinin de broşür dağıtımına gittiğini, bir seferinde Yunan askerleri tarafından durdurulup dipçikle dövüldüğünü anlatan Sarı, "Çok var suçsuz, günahsız insan, misilleme olsun diye öldürüldü. Onlar da çok yaptı, bizimkiler da çok yaptı" diye konuştu.

Sık Sorulan Sorular

Peyker Sarı ve abisi, Rum müdürün uyarısı olmasaydı o gün neyle karşılaşabilirlerdi?
Habere göre, o gün surlar içinde Yunanlıların vurulduğu ve karşılık olarak Türklerin öldürülmesi yönünde talimat verildiği duyulmuştu; bu yüzden olası bir katliamdan kurtuldular.
Rum müdür Garayolli, Sarı ve abisine hangi yöne gitmelerini söyledi?
Müdür, Hüseyin'i beklememelerini ve sur içine doğru yürümeye başlamalarını söyledi.
Aynı gün kaybolan kişiler arasında kimler vardı?
Ali Rıza'nın da aralarında bulunduğu sekiz kişiden bir daha haber alınamadı ve Barclays Bank müdürü de eşinin uyarısına rağmen işe gittiği için kayboldu.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör