DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Güney Kıbrıs

DİSİ’nin Geçmişle İmtihanı: Annita’nın Anastasiades Sınavı

20 Temmuz 2026 77 okunma
Kıbrıs’ta “Mafya Devleti” raporunun yankıları sürerken, ana muhalefet partisi DİSİ’nin eski Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades’e yönelik tutumu, parti lideri Annita Demetriou’nun siyasi kaderini belirleyecek kilit faktör olarak öne çıkıyor.

Rapordaki bulgulara karşı DİSİ’nin verdiği tepki, partinin geçmişiyle kurduğu çelişkili ilişkiyi bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Parti yetkilileri, Anastasiades’in açıklamalarından “ikna olduklarını” belirtirken, eski Cumhurbaşkanı’nın partinin kolektif organlarında neden yer almadığını sorgulamaya başladı. Bu süreçte AKEL’i demokratik cepheden dışlayan DİSİ, Mari faciasını yeniden gündeme getirerek eleştirilerini derinleştirdi.

Annita Demetriou ise yaptığı açıklamalarda Anastasiades hükümetinin “muazzam başarılarına” vurgu yaparken, Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun raporunda geçmiş on yılın en büyük mirası olarak tanımlanan “devlet kurumlarının ele geçirilmesi ve sistematik yolsuzluk” gerçeğini görmezden gelmeyi tercih etti. Lider, raporda ele alınan konuların incelenmesi için genel ifadelerle çağrıda bulunmakla yetindi.

Parti içinde uzun süredir devam eden bir ikilem göze çarpıyor: bir yandan modern ve yenilenmiş bir imaj yaratma çabası, diğer yandan ise kendi geçmişiyle yüzleşmekten kaçınma eğilimi. DİSİ, sürekli dile getirdiği modernleşme hedefinin, ülkeyi başarısız bir devlet konumuna sürükleyen unsurlardan kesin bir kopuş gerektirdiğini bir türlü kavrayamadı. Bu nedenle Anastasiades’in gölgesi parti üzerinde kalıcı bir etki bırakmaya devam ediyor.

Parti yönetimi, eski Cumhurbaşkanı’na olan mesafesini belirlemekte zorlanıyor. Avrupa Parlamentosu’nun “Kıbrıs Gizli Belgeleri” ifşaatlarının gündemde olduğu bir dönemde Annita’nın Anastasiades ile görüşmeyi tercih etmesi, bu belirsizliğin somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, Annita’nın Anastasiades’e koyacağı mesafe, sadece partinin değil, kendi siyasi geleceğinin de en belirleyici unsuru olacak.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör