DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Eski Ombudsman Dizdarlı'dan Bakan Arıklı'ya Sert Yanıt: "Matematik Ortada, Yetkiyi İki Katına Çıkardınız"

03 Ağustos 2026 36 okunma
Eski Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı, Şartlı Tahliye Tüzüğü değişikliğiyle ilgili eleştirilerine sosyal medyadan tepki gösteren Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'ya yanıt verdi. Dizdarlı, cezaevi müdürüne verilen yetkinin mahkeme kararlarına müdahale anlamına geldiğini ve affın süresinin beş günden on güne çıkarılmasının ciddi bir yetkilendirme olduğunu vurguladı.

Emine Dizdarlı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, normalde bu tür tartışmalara girmeyi tercih etmediğini ancak Bakan Arıklı'nın paylaşımını okumadan ve anlamadan tepki gösterdiğini öne sürdü. Eleştirisinin doğrudan Cezaevi Müdürü'ne tanınan yetkiye yönelik olduğunu belirten Dizdarlı, yazısı dikkatle okunsaydı, bir cezaevi müdürünün bağımsız mahkemelerin verdiği kararlara dokunamayacağını söylediğinin anlaşılacağını ifade etti.

Bakan Arıklı'nın "Biz sadece beşi ona çıkardık, yetki vermedik" şeklindeki savunmasına da değinen Dizdarlı, bu noktada matematiksel bir gönderme yaptı. On sayısının beşin iki katı olduğunu hatırlatan Dizdarlı, beş günlük bir affı on güne çıkarmanın da Türk diline göre ciddi bir yetkilendirme anlamına geldiğini söyledi.

Hükümetin toplum yararı yerine farklı hesaplar peşinde olduğunu iddia eden Dizdarlı, tutarsız açıklamalarla gündemin saptırılmaya ve konunun örtbas edilmeye çalışıldığını savundu. Oy kaygısıyla hazırlandığını düşündüğü yasal düzenlemeler hakkında görüş belirtmenin bir hukukçu olarak en doğal hakkı olduğunu vurgulayan Dizdarlı, bu hakkını kullanmaya devam edeceğini belirtti.

Açıklamasının sonunda Bakan Arıklı'ya doğrudan seslenen Emine Dizdarlı, Arıklı'nın daha önce kullandığı "Anaaa" ifadesine atıfta bulunarak, kendisinin ve hükümetteki diğer bakanların bu sorumluluktan kaçamayacaklarını bir kez daha hatırlattı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör