DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sağlık

Güneşi bol Akdeniz'de D vitamini eksikliği neden bu kadar yaygın?

14 Ağustos 2026 116 okunma
Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Teralı, Akdeniz coğrafyasında güneşin bolluğuna rağmen D vitamini eksikliğinin sık görülmesini "Akdeniz paradoksu" olarak nitelendirdi ve bilinçli güneşlenmenin önemine dikkat çekti.
Öne Çıkanlar
  • Akdeniz'de yaygın D vitamini eksikliği "Akdeniz paradoksu" olarak adlandırıldı.
  • D vitamini vücutta hormon gibi işlev görüyor, birçok hastalığın önlenmesinde kritik rol oynuyor.
  • Eksikliğin sebepleri arasında güneşten kaçınma, güneş kremleri ve kapalı ortam alışkanlıkları sayıldı.
  • Bilinçsiz yüksek doz D vitamini takviyesi kalp-damar hasarına yol açabilir.

Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi (KSTU) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Teralı, yıl boyunca güneşten bolca yararlanma imkânı bulunan Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanlarda D vitamini eksikliğinin yaygın şekilde görülmesinin çarpıcı bir çelişki olduğunu belirtti. Teralı, bu durumu "Akdeniz paradoksu" olarak adlandırdı.

D vitamininin yalnızca yağda çözünen bir vitamin olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Teralı, bu molekülün vücutta adeta bir hormon gibi işlev gördüğünü ifade etti. Kemik sağlığından bağışıklık sistemine, kalp-damar hastalıklarından diyabet ve depresyona kadar birçok kronik ve ruhsal rahatsızlığın önlenmesinde D vitamininin kritik bir rol üstlendiğini kaydetti.

Güneşin bol olduğu Kıbrıs gibi coğrafyalarda D vitamini eksikliğinin neden yaşandığını açıklayan Teralı, bu paradoksun başlıca sebepleri arasında cilt kanseri ve cilt lekelenmesi endişesiyle güneşten kaçınmayı, yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinin yaygın kullanımını, modern yaşamın getirdiği kapalı ortam alışkanlıklarını ve koyu tenli bireylerde melanin pigmentinin D vitamini sentezini yavaşlatmasını sıraladı.

Vücudun D vitamini ihtiyacını karşılamanın en doğal ve etkili yolunun bilinçli güneşlenme olduğunu hatırlatan Teralı, haftada iki veya üç kez, güneş ışınlarının yeterli olduğu 10.00–15.00 saatleri arasında, güneş koruyucu sürmeden kol ve bacakların yaklaşık 15–20 dakika güneş ışığına maruz bırakılması gerektiğini vurguladı. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve karaciğer gibi besinlerin tüketilmesinin faydalı olduğunu ancak tek başına günlük ihtiyacı karşılamaya yetmediğini dile getirdi.

D vitamini eksikliği tespit edilen kişilerde damla veya tablet takviyelerinin gerekebileceğine işaret eden Prof. Dr. Teralı, bilinçsiz ve yüksek dozda D vitamini kullanımının kanda ve idrarda yüksek kalsiyum seviyelerine, damarlar ile böbrekler gibi yumuşak dokularda kalsiyum birikmesine ve kalp-damar hasarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Takviyelerin mutlaka sağlık profesyonellerinin önerileri doğrultusunda kullanılmasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Sık Sorulan Sorular

Prof. Dr. Kerem Teralı'ya göre, Akdeniz coğrafyasında güneşin bol olmasına rağmen D vitamini eksikliğinin yaygın görülmesine ne ad veriliyor?
Bu duruma "Akdeniz paradoksu" adı veriliyor.
D vitamini eksikliğinin başlıca sebepleri arasında hangi faktörler sıralanıyor?
Cilt kanseri ve lekelenme endişesiyle güneşten kaçınmak, yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinin yaygın kullanımı, kapalı ortam alışkanlıkları ve koyu tenli bireylerde melanin pigmentinin D vitamini sentezini yavaşlatması sıralanıyor.
Bilinçli güneşlenme için önerilen süre ve saat aralığı nedir?
Haftada iki veya üç kez, 10.00–15.00 saatleri arasında, güneş koruyucu sürmeden kol ve bacakların yaklaşık 15–20 dakika güneş ışığına maruz bırakılması öneriliyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör