DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sağlık

Güneşi bol Akdeniz'de D vitamini eksikliği neden bu kadar yaygın?

14 Ağustos 2026 30 okunma
Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Teralı, Akdeniz coğrafyasında güneşin bolluğuna rağmen D vitamini eksikliğinin sık görülmesini "Akdeniz paradoksu" olarak nitelendirdi ve bilinçli güneşlenmenin önemine dikkat çekti.
Öne Çıkanlar
  • Prof. Dr. Kerem Teralı, Akdeniz'deki yaygın D vitamini eksikliğini "Akdeniz paradoksu" olarak tanımladı.
  • D vitamini, kemik sağlığından bağışıklık ve kalp-damar hastalıklarına kadar kritik rol oynuyor.
  • Güneşten kaçınma, yüksek korumalı kremler ve kapalı ortam alışkanlıkları eksikliğin başlıca nedenleri.
  • Bilinçsiz yüksek doz D vitamini takviyesi, damar ve böbreklerde kalsiyum birikmesine yol açabilir.

Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi (KSTÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Teralı, yıl boyunca yoğun güneş ışığına maruz kalan Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanlarda D vitamini eksikliğinin yaygın biçimde görülmesinin çelişkili bir durum olduğunu belirterek bu tabloya "Akdeniz paradoksu" adını verdi.

D vitamininin yalnızca yağda çözünen bir vitamin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Teralı, bu molekülün vücutta hormon benzeri bir işlev üstlendiğini; kemik sağlığından bağışıklık sistemine, kalp-damar hastalıklarından diyabet ve depresyona kadar birçok kronik ve ruhsal rahatsızlığın önlenmesinde kritik rol oynadığını ifade etti.

Kıbrıs'ın da içinde yer aldığı bu coğrafyada güneşin bol olmasına karşın D vitamini eksikliğinin neden yaşandığını açıklayan Prof. Dr. Teralı, başlıca etkenler arasında cilt kanseri ve cilt lekelenmesi kaygısıyla güneşten kaçınmayı, yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinin yaygın kullanımını, modern yaşamın getirdiği kapalı ortam alışkanlıklarını ve koyu tenli bireylerde melanin pigmentinin D vitamini sentezini yavaşlatmasını sıraladı.

Vücudun D vitamini ihtiyacını karşılamanın en doğal ve etkili yolunun bilinçli güneşlenme olduğunu hatırlatan Teralı, haftada iki veya üç kez, güneş ışınlarının yeterli olduğu 10.00–15.00 saatleri arasında, güneş koruyucu sürmeden kol ve bacakların yaklaşık 15–20 dakika güneş ışığına maruz bırakılması gerektiğini vurguladı. Yağlı balıklar, yumurta sarısı ve karaciğer gibi besinlerin tüketilmesinin faydalı olduğunu ancak tek başına günlük ihtiyacı karşılamaya yetmediğini sözlerine ekledi.

D vitamini eksikliği tespit edilen kişilerde damla veya tablet takviyelerinin gerekebileceğine işaret eden Prof. Dr. Teralı, bilinçsiz ve yüksek dozda D vitamini kullanımının kanda ve idrarda yüksek kalsiyum seviyelerine, damarlar ile böbrekler gibi yumuşak dokularda kalsiyum birikmesine ve kalp-damar hasarına yol açabileceği uyarısında bulunarak takviyelerin mutlaka sağlık profesyonellerinin önerileri doğrultusunda kullanılması gerektiğini belirtti.

Sık Sorulan Sorular

Prof. Dr. Kerem Teralı, D vitamini eksikliğinin "Akdeniz paradoksu" olarak nitelendirilmesinin ana nedenini hangi çelişkiye bağlıyor?
Yıl boyunca yoğun güneş ışığına maruz kalan Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanlarda D vitamini eksikliğinin yaygın görülmesinin çelişkili bir durum olmasına bağlıyor.
Habere göre, Akdeniz coğrafyasında D vitamini eksikliğine yol açan başlıca etkenlerden üçü nelerdir?
Cilt kanseri ve lekelenme kaygısıyla güneşten kaçınma, yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinin yaygın kullanımı ve modern yaşamın getirdiği kapalı ortam alışkanlıklarıdır.
Prof. Dr. Teralı, vücudun D vitamini ihtiyacını karşılamak için hangi güneşlenme yöntemini öneriyor?
Haftada iki veya üç kez, 10.00–15.00 saatleri arasında, güneş koruyucu sürmeden kol ve bacakların yaklaşık 15–20 dakika güneş ışığına maruz bırakılmasını öneriyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör