Hükümetin Seçim Korkusu: CTP'ye Karşı Maaş Tehdidi Söylemi
- Hükümet kanadı genel seçim tarihi belirleyemiyor ve seçim kazanma endişesi taşıyor.
- Bakanlar, CTP hükümete gelirse maaş ödemelerinin aksayacağını öne sürüyor.
- Hükümet, mali reformlarla gelirleri artırdığını iddia ederken her ay milyarlarca lira borçlanıyor.
- Dörtlü koalisyon döneminde Türkiye'den katkı alınmadan bütçe fazlasıyla devir yapılmıştı.
Hükümet kanadı hâlâ genel seçim için bir tarih ortaya koyabilmiş değil. Seçimi kazanacaklarını iddia etmelerine rağmen bu konuda somut bir adım atamamaları, aslında içinde bulundukları derin endişeyi gözler önüne seriyor. Bu korkunun dışavurumu ise kendilerine ezberletilen tek bir söylem üzerinden şekilleniyor: "CTP hükümete gelirse olumsuzluklar yaşanır."
Geçtiğimiz hafta bir televizyon programına katılan iki bakanın açıklamaları da tamamen bu çerçevede kurgulanmış durumda. Bakanlardan biri, KKTC bütçesinin önemli bir kısmının Türkiye'den gelen kaynaklarla döndüğünü, Ankara'nın onayı olmadan şube bankalarının kamu ihalelerine girmeyeceğini ve dolayısıyla maaş ödemelerinin aksayacağını öne sürüyor. Hatta daha da ileri giderek CTP'nin hükümet olsa bile iktidar olamayacağını, birkaç ay içinde yeni bir erken seçimin gündeme gelebileceğini iddia ediyor.
Diğer bakan ise CTP'nin seçim öncesi söylemlerinin somut bir yol haritasına dayanmadığını, ekonomik sorunlara ilişkin net planlar ortaya koymadığını savunuyor. Buna karşın son dört yılda mali reformlarla devletin gelirlerini kalıcı olarak artırdıklarını iddia etmesi ise ciddi bir çelişki barındırıyor. Zira aynı hükümet, her ay maaşları ödeyebilmek için milyarlarca liralık borçlanmaya gidiyor. Eğer gelirler gerçekten kalıcı biçimde artırıldıysa, bu denli yoğun borçlanmanın gerekçesi ne? Bu sorunun cevabı, artan partizan istihdamlarında, vergi aflarında ve şişirilmiş ihalelerde saklı olabilir.
Oysa yakın geçmişteki deneyimler bu korku senaryolarının gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Dörtlü koalisyon döneminde Türkiye'den katkı alınmadan bütçe fazlasıyla devredilmiş, hatta Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı maaşları dahi o hükümet tarafından ödenmişti. Türkiye ile ilişkileri yalnızca itaat ekseninde değerlendiren anlayışın yarattığı tablo ise bugün sokaktaki vatandaşın "hiç" cevabını verdiği bir düzenden ibaret. Batık ekonomi, yitirilen iç güvenlik, kara para aklama, uyuşturucu ticareti ve yolsuzluklar... Bunlar korku senaryosu değil, halkın uzun süredir bizzat yaşadığı gerçekler.
Seçim yaklaştıkça bu söylemlere sarılmalarının nedeni açık: Kaybedeceklerini biliyorlar ve hesap vermekten korkuyorlar. Korkuları da haklı çıkacak gibi görünüyor.