DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Kültür & Etkinlik

Kıbrıs Türk Matbaacılığının Doğuşu: El Yazmalarından Latin Harfli Gazetelere Uzanan Yol

14 Ağustos 2026 125 okunma
Araştırmacı yazar Ahmet An, Kıbrıs Türk matbaacılığının Mısır üzerinden adaya gelişini, Latin harflere geçiş sürecini ve ilk yayınların hikâyesini anlattı.
Öne Çıkanlar
  • Matbaa Kıbrıs'a Osmanlı'nın son döneminde Mısır üzerinden geldi.
  • Latin harflerine geçiş kademeli oldu ve ilk Latin harfli gazete SÖZ'dü.
  • İlk Türkçe gazete Saadet'in hiçbir nüshası günümüze ulaşamadı.
  • İngiliz döneminde basılan her yayından Sömürge Yönetimi'ne nüsha verilmesi zorunluydu.

Matbaanın Kıbrıs'a gelişi Osmanlı'nın son dönemlerine, İngiliz yönetiminin başlangıcına denk geliyor. O döneme kadar eserler el yazması olarak çoğaltılıyor, beğenilen kitaplar meraklılar tarafından elle kopyalanarak okura ulaştırılıyordu. Matbaa ise adaya Mısır üzerinden geldi. Önce bir Ermeni'nin matbaa kurma girişimi oldu, ardından İngiliz yönetimi bu girişimi devralarak kendi şirketine dönüştürdü ve ilk gazeteler burada basılmaya başladı.

Kıbrıs Türk matbaacılığı da gazeteyle doğdu. O dönemin gazeteleri bugünkü teknikle kıyaslanamayacak şekilde fasiküller halinde basılıyor, ilk romanlar ve kitaplar da üç dört fasikül olarak yayımlanıp sonradan ciltleniyordu. Matbaacılığın gelişimindeki en kritik dönüm noktalarından biri Latin harflerine geçiş oldu. Eski Türkçe yazının okunması özel çaba gerektiriyordu ve okulların yaygınlaşmasıyla birlikte gazete okuma alışkanlığı da arttı. Gazeteler önce başlıklarını, sonra haber başlıklarını, daha sonra bazı haberleri ve en nihayetinde tamamını Latin harfleriyle basmaya başladı. Bu kesin tarihli bir geçiş değil, kademeli bir süreçti. Türkiye'de 1928'de gerçekleşen harf devriminin ardından Kıbrıs'ta da 1929-1930 yıllarında mali gücü yeten gazeteler yeni harflere geçti. Bu süreçte Atatürk'ün de rolü olduğu aktarılıyor; Ankara'daki Hakim-i Milliye gazetesine Almanya'dan Latin harf siparişi verilirken Kıbrıs'tan Remzi Bey'in siparişiyle bir karışıklık yaşanmış, ödemenin Ankara tarafından karşılanmasıyla Kıbrıs Türk toplumunun okumayı daha kolay öğrenmesi hedeflenmişti. Latin harflerle basılan ilk gazete ise SÖZ oldu.

Matbaalar yalnızca gazete değil; kitap, dergi, davetiye ve bildiri gibi pek çok ürün de basıyordu. Dr. Hafız Cemal'in halkı aydınlatmak için eğitici broşürler bastırdığı, kendi yazdığı "Hasanbulliler Destanı"nı da ayrıca yayımladığı biliniyor. İngiliz döneminde basılan her yayından Sömürge Yönetimi'ne bir veya iki nüsha verilmesi zorunlu olduğu için bu yayınların izini sürmek mümkün oldu. Ancak ilk Türkçe gazete olan "Saadet"in hiçbir nüshası günümüze ulaşamadı; ne Kıbrıs'taki ne de İngiliz arşivlerindeki araştırmalar sonuç verdi. Gazetenin varlığı yalnızca Kıbrıs Bibliyografyası'ndaki kayıtlar ve Remzi Bey'in atıflarıyla biliniyor. Dönemin matbaa sahipleri aynı zamanda gazetelerinin başyazarıydı; söyleyecek sözü olan ya matbaa kuruyor ya da maddi gücü varsa gazete de çıkarıyordu. Bazı dönemlerde ise gazetelerin Rum matbaalarında basıldığı, özellikle muhalif yayınların karşı taraftaki matbaalara götürüldüğü de görülüyordu.

Sık Sorulan Sorular

Matbaa Kıbrıs'a hangi ülke üzerinden gelmiştir?
Matbaa adaya Mısır üzerinden gelmiştir.
Kıbrıs Türk matbaacılığının doğuşu hangi yayın türüyle başlamıştır?
Kıbrıs Türk matbaacılığı gazeteyle doğmuştur.
Kıbrıs'ta gazetelerin Latin harflerine geçişi hangi yıllarda gerçekleşmiştir?
Kıbrıs'ta 1929-1930 yıllarında mali gücü yeten gazeteler yeni harflere geçmiştir.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör