DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Kıbrıs Türk tarafından AP'ye sert çıkış: Tarih 20 Temmuz'da başlamaz

04 Eylül 2026 50 okunma
Milli Mücadele Vakfı, Avrupa Parlamentosu'nun 1974 olaylarına yaklaşımını "tarih çarpıtması" olarak nitelendirip tarafsızlık kaybıyla suçladı. Vakıf, Kıbrıs Türklerinin yaşadıklarının görmezden gelindiğini savundu.
Öne Çıkanlar
  • Vakıf, AP komisyonunun Rum iddialarını sorgusuz kabul ettiğini ve tarihsel gerçekleri çarpıttığını belirtti.
  • Gülbahar, 1974 öncesi Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıların yok sayılmasını "tarih çarpıtması" olarak nitelendirdi.
  • Kıbrıs tarihinin 20 Temmuz 1974'ten başlatılmasının bilinçli bir propaganda olduğu öne sürüldü.
  • Gülbahar, AB'nin Rum tarafını ödüllendirip Kıbrıs Türklerini cezalandırdığını ve çifte standart uyguladığını savundu.

Milli Mücadele Vakfı, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun 1974 Kıbrıs olaylarına dair tutumuna yönelik sert bir açıklama yaptı. Vakıf Başkanı Aziz Gülbahar'ın yazılı mesajında, AP'nin adadaki tarihsel gerçekleri ve iki toplumun deneyimlerini objektif şekilde ele almadığı, Rum iddialarını ise sorgusuz kabul ettiği vurgulandı.

Gülbahar, komisyonun yaklaşımını kınarken Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesinde maruz kaldığı acıların tamamen yok sayıldığını belirtti. Türk askerlerine ve Kıbrıs Türklerine dönük saldırı, işkence, katliam ve tecavüz iddialarının dikkate alınmamasını "tarih çarpıtması ve tarafgirlik" sözleriyle değerlendirdi. 15 Temmuz 1974 darbesi ile Enosis hedefinin neden gündeme getirilmediğini soran Gülbahar, Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıların da AP gündeminde yer bulması gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs tarihinin 20 Temmuz 1974'ten başlatılmasının bilinçli bir çarpıtma olduğunu öne süren Gülbahar, bir olayın yalnızca sonucunun anlatılıp nedenlerinin göz ardı edilmesinin propaganda anlamına geldiğini dile getirdi. Avrupa Birliği'nin geçmişte de çifte standart uyguladığını savunan vakıf başkanı, Kıbrıs Türk tarafının Annan Planı'na destek verdiğini ancak planı reddeden Rum kesiminin yine de AB'ye tam üye yapıldığını hatırlattı.

"Kıbrıs Türk halkı cezalandırılırken Rum tarafı ödüllendirilmiştir. Bugün Avrupa Parlamentosu'nda sergilenen yaklaşım da bu çarpık politikanın devamıdır." diyen Gülbahar, Rum tezlerinin Avrupa'nın ortak görüşü gibi lanse edilmesinin çözüm arayışlarına zarar verdiğini kaydetti. AP'ye kendi çifte standardıyla yüzleşme çağrısı yapan Gülbahar, Kıbrıs'ta kalıcı barış için tek taraflı anlatımlar yerine tüm gerçeklerin masaya konulması gerektiğini söyledi.

Gülbahar açıklamasını, "Kıbrıs Türk halkı vardır, var olacaktır ve kendi tarihini başkalarının siyasi hesaplarına teslim etmeyecektir. Kıbrıs'ta egemen, demokratik, insan haklarına saygılı, çağdaş bir Türk Devleti vardır ve kimse bu gerçeği ortadan kaldıramayacaktır; Kıbrıs Türkü ile Türk milleti Avrupa Birliği ve Rumların bu hayallerine asla geçit vermeyecektir." sözleriyle tamamladı.

Sık Sorulan Sorular

Milli Mücadele Vakfı, Avrupa Parlamentosu'nu hangi konuda "tarih çarpıtması" yapmakla suçluyor?
Vakıf, AP'nin 1974 olaylarını ele alırken Kıbrıs Türklerinin 1974 öncesinde maruz kaldığı acıları yok saydığını ve Rum iddialarını sorgusuz kabul ettiğini belirtiyor.
Aziz Gülbahar, 15 Temmuz 1974 darbesinin AP gündeminde yer almamasını neden eleştiriyor?
Gülbahar, bu darbenin ve Enosis hedefinin gündeme getirilmemesini, Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıların görmezden gelinmesinin bilinçli bir çarpıtma olduğunu savunuyor.
Vakıf, Avrupa Birliği'nin geçmişteki hangi uygulamasını "çifte standart" örneği olarak gösteriyor?
Annan Planı'nı reddeden Rum kesiminin AB'ye tam üye yapılmasına rağmen planı destekleyen Kıbrıs Türk tarafının cezalandırıldığını ifade ediyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör