DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu çözüm istiyor, federasyon modeli öne çıkıyor

26 Temmuz 2026 57 okunma
CMIRS’in Haziran 2026 anketine göre, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65’i Kıbrıs sorununda bir anlaşma talep ederken, mevcut durumun sürdürülemez olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 60’a yaklaştı. En çok destek gören çözüm modeli ise iki toplumlu, iki kesimli federasyon oldu.

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS), Kıbrıslı Türklerin siyasi ve sosyal algılarını ölçmek amacıyla her üç ayda bir düzenlediği araştırmanın Haziran 2026 dönemine ait sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. 500 kişiyle yüz yüze yapılan anket, toplumun Kıbrıs sorununa bakışını ve çözüm beklentilerini detaylı bir şekilde ortaya koydu.

CMIRS Direktörü Mine Yücel, araştırma sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, toplumda çözümsüzlüğe karşı güçlü bir memnuniyetsizlik olduğunu vurguladı. Yücel, katılımcıların yüzde 65,09’unun bir anlaşmaya varılması yönünde irade göstermesinin, statükonun toplumun önemli bir kesimi tarafından artık kabul edilebilir olmadığını kanıtladığını ifade etti. Mevcut durumun devamını kabul edilemez bulanların oranının yüzde 59,96 olduğunu da ekledi.

Yücel, çözüm modellerine ilişkin verileri de aktardı. Buna göre, iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon modeli yüzde 75,94 ile en yüksek kabul oranına ulaştı. Yücel, bu oranın toplumun uluslararası parametrelerle şekillenen çözüm seçeneklerine açık olduğunu gösterdiğini belirtti. Konfederal çözüm modeli yüzde 61,37 oranında kabul edilebilir bulunurken, üniter devlet modeli yüzde 25,95 ile en düşük desteği aldı. Yücel, üniter modele olan ilginin geçmiş yıllara kıyasla arttığını, bunun da mevcut durumdan duyulan rahatsızlığın derinleştiğine işaret ettiğini söyledi.

Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise Kıbrıslı Rumlarla yeniden bir arada yaşama fikrine verilen destek oldu. Yücel, bu fikri kabul edilebilir bulanların oranının yüzde 50,31 olduğunu, bu durumun toplumu neredeyse iki eşit parçaya böldüğünü ifade etti. Yücel, çözüm iradesi yüksek olmasına rağmen toplumsal güvenin artırılması gerektiğini vurguladı.

Anket, Kıbrıs sorununun sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik boyutlarında da ciddi kaygılar yarattığını ortaya koydu. Yücel, katılımcıların yüzde 88,38’inin mevcut belirsizlikten endişe duyduğunu, müzakerelerin durmasını kaygı verici bulanların oranının ise yüzde 82,36 olduğunu açıkladı. Ekonomik kaygıların daha da yüksek olduğunu belirten Yücel, izolasyonların artma ihtimalinden endişe duyanların oranının yüzde 92,58, sorunun ekonomik gelişmeyi yavaşlatacağını düşünenlerin oranının ise yüzde 91,98 olduğunu bildirdi. Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik gelişmelerinden kaygı duyanların oranı yüzde 90’ın üzerinde seyrederken, Güney Kıbrıs’ın yaptığı son enerji ve güvenlik anlaşmalarını kaygı verici bulanların oranı yüzde 92,39’a ulaştı.

Yücel, çözüm modelleri ile kaygılar arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. Federasyon modeli yüzde 75,94 oranında kabul edilmesine rağmen, olası bir federal çözümü kaygı verici bulanların oranının yüzde 63,52 olduğunu belirtti. Bu durumun, toplumun çözüm fikrine destek verirken uygulama süreci ve sonuçlarına dair önemli çekinceler taşıdığını gösterdiğini söyledi. Yücel, toplumun belirli bir modeli sorgusuz sualsiz desteklemek yerine, güvenlik, ekonomi ve siyasi istikrarı garanti eden uygulanabilir bir çözüm arayışında olduğunu kaydetti.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör