DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Kıbrıs'ta 52 Yılın Muhasebesi: Güvenlik Tamam, Ekonomi Eksik

20 Temmuz 2026 40 okunma
20 Temmuz Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde vatandaşlar, adadaki güvenlik ve özgürlüğün kazanıldığını ancak ekonomik kalkınma ve yönetim alanında istenilen başarıya ulaşılamadığını ifade etti.

Vatandaşlar, 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü öncesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) bugünkü durumunu değerlendirdi. Görüş bildirenlerin büyük çoğunluğu, askeri harekatın sağladığı can güvenliği ve özgürlüğün en büyük kazanım olduğunu belirtirken, ülkenin ekonomik olarak beklenen seviyeye gelemediğini vurguladı. Ayrıca, Kıbrıs Türk halkının geçmişte yaşadığı acıların, verdiği mücadelenin ve varoluş savaşının dünyaya ve genç nesillere yeterince aktarılamadığı görüşü öne çıktı.

Vatandaşlardan Hamit Emmi, askeri zaferin ekonomik zaferle taçlandırılamadığını belirterek, "52 yılda KKTC olması gereken yere gelemedi. En büyük eksiklik ve başarısızlık, sağlam bir düzenin kurulamamasıdır." dedi. Kemal Salih ise 40 yıl yurt dışında kaldıktan sonra döndüğünde ülkenin hala aynı noktada olduğunu görmekten duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.

Birçok vatandaş, ülkedeki en büyük sorunun yönetim olduğu konusunda birleşti. Osman Önöz, "Can güvenliğimiz eskisine nazaran daha iyi ama ekonomik olarak başarılı olamadık. En büyük eksiklik yönetimdedir. Bir türlü başarılı olamadılar ve bir arpa boyu yol gidemedik." ifadelerini kullandı. Osman Özpostacı da benzer bir şekilde, "Memleket 52 yıldır iyi yönetilmediği için ekonomik olarak başarısız olduk." diyerek yönetimsel başarısızlığa dikkat çekti.

Geçmişte yaşananların dünyaya anlatılamaması da önemli bir eksiklik olarak vurgulandı. Kemal Latif, "Kıbrıs Türkü geçmişte yaşadığı acı olayları dünyaya anlatmayı liderlere bıraktı. Dünyaya ve gençlere anlatamadık, bunun sorumluluğu da bizi yönetemeyenlerdedir." değerlendirmesinde bulundu. Kemal Ömer Güvenli ise, "Kıbrıs Türkleri dünyaya kendini anlatamadı, anlatmış olsaydık şuan böyle haksız durumda olmazdık." diyerek bu durumun uluslararası alandaki algıyı olumsuz etkilediğini savundu.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Durmuş Öztürk gibi bazı vatandaşlar daha iyimser bir tablo çizdi. Öztürk, "Türkiye buraya yapabileceğinin en iyisini yapıyor. Burada biz normalin çok üzerinde yaşıyoruz. Eksiklik, gerekli insanların gerekli yerde olmamasıdır." dedi. Şerif Özcan Dağbaşı ise, anlatma çabasının sürdüğünü ancak 50 yıldır aynı yerde saymanın sonuç almayı engellediğini belirterek, baştakilerden ümitli olduğunu ifade etti.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör