DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Reynar'dan güvenlik krizi çıkışı: "Karanlık günlerin habercisi"

28 Ağustos 2026 129 okunma
TDP Hukuk ve Mevzuat Geliştirme Sekreteri Tacan Reynar, suç oranlarının düştüğü yönündeki açıklamalara tepki göstererek asıl meselenin denetimsizlik ve kurumların işlevsizleşmesi olduğunu vurguladı.
Öne Çıkanlar
  • Reynar, suçun milliyeti olmadığını, denetim mekanizmalarının çöküşünü sorguladı.
  • Uluslararası izolasyonun, aranan kişilerin bölgede rahat yaşamasına yol açtığını belirtti.
  • Cezaevi müdürüne ceza indirimi yetkisi veren düzenlemeyi ciddi hukuk sorunu olarak nitelendirdi.
  • Hükümetin suç oranı açıklamalarını eleştirip, güvenlik krizinin bütüncül politikalarla çözülebileceğini söyledi.

Toplumcu Demokrasi Partisi'nin hukuk alanındaki isimlerinden Tacan Reynar, son dönemde artan şiddet olaylarının toplumda derin bir güvensizlik yarattığını belirterek, yaşananların etnik kimlikler üzerinden tartışılmasının yanlış olduğunu ifade etti. Reynar, suçun milliyetinin bulunmadığını, asıl sorgulanması gerekenin insanların ülkeye giriş şekli, yaşam statüleri ve devletin yıllardır neden takip mekanizmalarını işletemediği olduğunu söyledi.

Kıbrıs'ın kuzeyindeki uluslararası izolasyonun suçla mücadeleyi de zayıflattığına dikkat çeken Reynar, Interpol ve Europol tarafından aranan kişilerin yıllarca bölgede rahatça yaşayabilmesinin bu tablonun doğal sonucu olduğunu dile getirdi. Bir insanın iki bin, üç bin gün kaçak yaşayabilmesinin ciddi bir sistem çöküşüne işaret ettiğini belirten Reynar, "Nerede yaşıyor, nasıl araba kullanıyor, nasıl kira sözleşmesi yapıyor? Bunların hiçbirinde statüsü sorgulanmıyorsa denetim mekanizması çalışmıyor demektir" ifadelerini kullandı.

Cezaevi müdürüne ceza indirimi yetkisi veren düzenlemeye de sert tepki gösteren Reynar, yargıcın uzun yargılama sonucu verdiği cezanın idarenin atadığı bir bürokrat tarafından azaltılabilmesinin ciddi bir hukuk sorunu olduğunu vurguladı. Şartlı tahliye sisteminin uzmanlardan oluşan objektif bir kurul eliyle yürütülmesi gerektiğini kaydeden Reynar, cezaevinden çıkanların topluma yeniden kazandırılması için rehabilitasyon mekanizmalarının şart olduğunu söyledi.

Hükümet yetkililerinin suç oranlarının düştüğüne ilişkin açıklamalarını da eleştiren Reynar, "Suç oranları gerçekten düşüyorsa neden Ağır Ceza Mahkemelerinin sayısı ikiden dörde çıkarıldı? Toplumun hissettiği güvensizliği istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız" diye konuştu. Yaşanan emniyet krizini normalleştirme çabalarının daha karanlık günlerin habercisi olduğunu belirten Reynar, güvenlik sorununun yalnızca polis denetimleriyle değil, çalışma yaşamından yükseköğretime kadar bütüncül politikalarla çözülebileceğini ifade etti.

Yaklaşan seçimlere de değinen Reynar, TDP'nin sahada güçlü bir şekilde çalıştığını ve seçimden hükümet ortağı olabilecek bir noktaya geleceğine inandıklarını söyledi. Yerel ve genel seçimlerin aynı gün yapılmasının ciddi teknik sorunlar doğurabileceğini belirten Reynar, Yüksek Seçim Kurulu'nun uyarılarının dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Karma oyun kaldırılması tartışmalarına da değinen Reynar, "Maç başladıktan sonra kural değiştirilmez. Seçime üç ay kala seçim sistemini değiştirmek adil değildir" dedi.

Sık Sorulan Sorular

Tacan Reynar, suç oranlarının düştüğü yönündeki açıklamalara neden tepki gösteriyor?
Reynar, asıl meselenin suç oranları değil, denetimsizlik ve kurumların işlevsizleşmesi olduğunu vurguluyor.
Reynar'a göre, uluslararası izolasyon suçla mücadeleyi nasıl etkiliyor?
İzolasyon nedeniyle Interpol ve Europol tarafından aranan kişilerin yıllarca bölgede rahatça yaşayabildiğini belirtiyor.
Cezaevi müdürüne verilen ceza indirimi yetkisiyle ilgili Reynar'ın eleştirisi nedir?
Yargıcın verdiği cezanın idarenin atadığı bir bürokrat tarafından azaltılabilmesinin ciddi bir hukuk sorunu olduğunu söylüyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör