DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Nazlı: Somut Adım Atılmayan Güvenlik Söylemleri Otoriterleşmeyi Besler

14 Ağustos 2026 43 okunma
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, güvenlik tartışmalarının içi boş söylemlerle yürütülmesinin rejimin otoriterleşmesine zemin hazırladığını savundu. Nazlı, polisin Selma Eylem'i ifadeye çağırmasını da bu anlayışın bir yansıması olarak değerlendirdi.
Öne Çıkanlar
  • Nazlı, somut çözüm önerisi olmadan güvenlik söylemlerinin otoriterleşmeyi beslediğini söyledi.
  • CTP'nin güvenlik görüşlerini hükümete gelmek için sakladığını öne sürdü.
  • Mobese Yasası'nın sivil yaşamı gözetlemeye yönelik olduğunu hatırlattı.
  • Selma Eylem'in şikayetsiz ifadeye çağrılmasını güvenlik anlayışının göstergesi olarak nitelendirdi.

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, ülkede süregelen güvenlik tartışmalarına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Nazlı, ortaya somut bir çözüm önerisi konulmadan yapılan güvenlik krizi açıklamalarının, mevcut rejimin otoriterleşmesine hizmet edeceğini dile getirdi.

Nazlı, güvenlik meselesinde net bir yol haritası sunulmamasını eleştirirken, CTP'nin ne yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerini hükümete gelmek için sakladığını öne sürdü. Geçmişteki güvenlik krizi tartışmalarına da değinen Nazlı, o dönemde suçun önlenmesine etkisi belirsiz olan ancak sivil yaşamın gözetlenmesine etkisi kesin olan Mobese Yasası ve uygulamasının devreye alındığını hatırlattı.

Güvenlik tartışmalarının polis sayısındaki eksiklik üzerinden yürütülmeye başlandığını belirten Nazlı, rejim partilerinin güvenlik anlayışının polis merkezli olduğunu ifade etti. Nazlı, güvenlik tartışmalarının sürdüğü bir dönemde Adli Şube'nin, Selma Eylem'i BM Genel Sekreteri'ne yaptığı konuşma nedeniyle ifadeye çağırmasına da dikkat çekti.

Nazlı, devletin market ortasında bir kadının canına kastedilmesi, çocukların istismarı, iş cinayetleri, uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve seks köleliği gibi sorunların önlenmesi konusunda yeterli adım atmadığının altını çizdi. Buna karşın polisin, Selma Eylem'i yaptığı konuşma nedeniyle, ortada herhangi bir şikayet dahi bulunmadan ifadeye çağırdığını belirten Nazlı, bu yaklaşımın devletin güvenlik anlayışını gözler önüne serdiğini söyledi.

Gazetecilerin haber ve yazıları nedeniyle mahkûm edilmeye çalışıldığını belirten Nazlı, gazetelere ve gazetecilere saldıran kişilerin ise Şartlı Tahliye Kurulu kararıyla serbest bırakılmasını eleştirdi. Nazlı, rejim partileri ile Bağımsızlık Yolu'nun güvenlik anlayışının aynı olmadığını belirterek, partisinin bu nedenle somut önerilerini kamuoyuyla paylaştığını söyledi. Nazlı, Bağımsızlık Yolu'nun savaşlara ve işgallere karşı "Bağımsız Kıbrıs" şiarıyla bugün de sokakta olduğunu vurguladı.

Sık Sorulan Sorular

Nazlı, güvenlik tartışmalarında somut adım atılmamasının hangi sonuca yol açacağını savunuyor?
Nazlı, içi boş güvenlik söylemlerinin mevcut rejimin otoriterleşmesine zemin hazırladığını savunuyor.
Nazlı, Selma Eylem'in ifadeye çağrılmasını hangi gerekçeyle eleştiriyor?
Nazlı, ortada herhangi bir şikayet bulunmadan, sadece BM Genel Sekreteri'ne yaptığı konuşma nedeniyle ifadeye çağrılmasını eleştiriyor.
Nazlı'ya göre devletin güvenlik anlayışı hangi konulara öncelik vermiyor?
Nazlı, devletin market ortasında kadına kıyılması, çocuk istismarı, iş cinayetleri, uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve seks köleliği gibi sorunların önlenmesinde yeterli adım atmadığını belirtiyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör