Öztürkler'den Mekke Anlaşması yorumu: Çok boyutlu bir güç birliği doğuyor
Kahramanmaraş'ta temaslarda bulunan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, üç ülke arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin açıklamalarda bulundu. Anlaşmayı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Öztürkler, bunun bölgesel meselelerin birlik ve beraberlik ruhuyla çözülmesi yolunda kritik bir gelişme olduğunu vurguladı.
Anlaşmanın taraflarının sahip olduğu stratejik avantajlara dikkat çeken Öztürkler, Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü, coğrafi konumu ve enerji imkanlarıyla; Pakistan'ın ise nüfusu ve nükleer kapasitesiyle bu işbirliğini daha da anlamlı kıldığını ifade etti. Öztürkler, "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve vizyonuyla, gelişen coğrafyada farklı dengelerin oluştuğu bu dünyada Mekke Anlaşması'nın imzalanmış olması önemlidir. Bugün bir güç birliği oluşuyor. Bu sadece askeri değil, birçok noktada da devam edecek bir güç birliğidir" dedi. Anlaşmanın tarihi ve manevi değerlere dayanan bir yönü olduğunu da sözlerine ekledi.
Güçlü bir Türkiye'nin güçlü bir KKTC anlamına geldiğini belirten Öztürkler, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun önemine değindi. Türkiye'nin terörden büyük zarar gördüğünü hatırlatan Meclis Başkanı, bu konudaki kritik yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yüksek bir oy oranıyla kabul edilmesini alkışlamak gerektiğini söyledi. Türkiye'nin sorunlarından arınarak yoluna daha güçlü devam edeceğine olan inancını dile getiren Öztürkler, bu durumun Kıbrıs Türk halkına da güven ve huzur verdiğini kaydetti.
Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, Birleşmiş Milletler'in adadaki sınırların mayınlardan arındırılması önerisini reddetmesinin kendisi için sürpriz olmadığını belirtti. Geçmişte Annan Planı'na Kıbrıs Türk tarafının "evet", Rum tarafının ise "hayır" dediğini anımsatan Öztürkler, buna rağmen Güney Kıbrıs'ın AB üyeliğiyle ödüllendirildiğini, Kıbrıs Türk halkına verilen sözlerin ise tutulmadığını ifade etti. Sürdürülebilir bir anlaşma isteniyorsa, BM'nin süreçleri adil yönetmesi ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Türk askerinin adadaki varlığının ve Türkiye'nin garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı için tartışılmaz olduğunu söyleyen Öztürkler, 1974'ten bu yana süregelen bu durumun adadaki barışın teminatı olduğunu dile getirdi. Öztürkler, "Türk askerinin gücü ve itici kuvvetinden dolayı Güney Kıbrıs ne kadar silahlanırsa silahlansın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne el kaldırmaya gücü ve cesareti olamaz. Bu da aslında adadaki barışı sağlar" diyerek sözlerini tamamladı.