DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Öztürkler'den Mekke Anlaşması yorumu: Çok boyutlu bir güç birliği doğuyor

12 Ağustos 2026 86 okunma
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirdi. Öztürkler, bu adımın yalnızca askeri alanla sınırlı kalmayacak, birçok noktada devam edecek bir güç birliğinin habercisi olduğunu söyledi.

Kahramanmaraş'ta temaslarda bulunan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, üç ülke arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin açıklamalarda bulundu. Anlaşmayı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Öztürkler, bunun bölgesel meselelerin birlik ve beraberlik ruhuyla çözülmesi yolunda kritik bir gelişme olduğunu vurguladı.

Anlaşmanın taraflarının sahip olduğu stratejik avantajlara dikkat çeken Öztürkler, Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü, coğrafi konumu ve enerji imkanlarıyla; Pakistan'ın ise nüfusu ve nükleer kapasitesiyle bu işbirliğini daha da anlamlı kıldığını ifade etti. Öztürkler, "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve vizyonuyla, gelişen coğrafyada farklı dengelerin oluştuğu bu dünyada Mekke Anlaşması'nın imzalanmış olması önemlidir. Bugün bir güç birliği oluşuyor. Bu sadece askeri değil, birçok noktada da devam edecek bir güç birliğidir" dedi. Anlaşmanın tarihi ve manevi değerlere dayanan bir yönü olduğunu da sözlerine ekledi.

Güçlü bir Türkiye'nin güçlü bir KKTC anlamına geldiğini belirten Öztürkler, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun önemine değindi. Türkiye'nin terörden büyük zarar gördüğünü hatırlatan Meclis Başkanı, bu konudaki kritik yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yüksek bir oy oranıyla kabul edilmesini alkışlamak gerektiğini söyledi. Türkiye'nin sorunlarından arınarak yoluna daha güçlü devam edeceğine olan inancını dile getiren Öztürkler, bu durumun Kıbrıs Türk halkına da güven ve huzur verdiğini kaydetti.

Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, Birleşmiş Milletler'in adadaki sınırların mayınlardan arındırılması önerisini reddetmesinin kendisi için sürpriz olmadığını belirtti. Geçmişte Annan Planı'na Kıbrıs Türk tarafının "evet", Rum tarafının ise "hayır" dediğini anımsatan Öztürkler, buna rağmen Güney Kıbrıs'ın AB üyeliğiyle ödüllendirildiğini, Kıbrıs Türk halkına verilen sözlerin ise tutulmadığını ifade etti. Sürdürülebilir bir anlaşma isteniyorsa, BM'nin süreçleri adil yönetmesi ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Türk askerinin adadaki varlığının ve Türkiye'nin garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı için tartışılmaz olduğunu söyleyen Öztürkler, 1974'ten bu yana süregelen bu durumun adadaki barışın teminatı olduğunu dile getirdi. Öztürkler, "Türk askerinin gücü ve itici kuvvetinden dolayı Güney Kıbrıs ne kadar silahlanırsa silahlansın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne el kaldırmaya gücü ve cesareti olamaz. Bu da aslında adadaki barışı sağlar" diyerek sözlerini tamamladı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör