DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Sağlıkta Yönetim Kadroları İçin Liyakat Çağrısı

28 Ağustos 2026 67 okunma
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası, hastane yönetim kadrolarının yasalara uygun şekilde Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından liyakat esasına göre doldurulması gerektiğini vurguladı.
Öne Çıkanlar
  • Tıp-İş, sağlık yönetim kadrolarının Kamu Hizmeti Komisyonu eliyle liyakatla doldurulmasını istedi.
  • Beş devlet hastanesinin hiçbirinde sınavla atanmış başhekim bulunmadığı öne sürüldü.
  • Seçime sayılı günler kala üçlü kararnameyle yeni müsteşar görevlendirilmesi eleştirildi.
  • Sendika, sağlık sisteminin siyasi kadrolaşma alanı olmaması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), kamu sağlık sistemindeki yönetim kadrolarının mevcut durumuna ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sendika Yönetim Kurulu imzasıyla yayımlanan açıklamada, hastanelerin yönetim kademeleri ile hekim ve sağlık personeli kadrolarının yasaların tarif ettiği biçimde Kamu Hizmeti Komisyonu eliyle doldurulması gerektiği ifade edildi.

Sağlık Bakanlığı bünyesindeki dairelerin yapısına değinilen açıklamada, Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi, Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, İlaç ve Eczacılık Dairesi, Devlet Laboratuvarı Dairesi ile 8 Temmuz 2026'da yasası yürürlüğe giren ancak henüz fiilen kurulmayan Sağlık Hizmetleri Dairesi'nin bu yapının parçaları olduğu hatırlatıldı. İlgili mevzuatın yönetim modelini net biçimde ortaya koyduğu belirtilirken, daire müdürleri ve başhekimlerin Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından sınavla ve liyakat ölçütüne göre atanması gerektiği kaydedildi.

Açıklamada mevcut tabloya ilişkin çarpıcı tespitler yer aldı. YTKD Başhekiminin görevini yapmaktan engellendiği, TSHD Başhekimliğinin boş bırakıldığı ve YTKD'ye bağlı beş devlet hastanesinin hiçbirinde sınavla atanmış bir başhekim bulunmadığı öne sürüldü. Başhekim yardımcılığı kadrolarının büyük bölümünün ise geçici ve siyasi görevlendirmelerle doldurulduğu iddia edildi. Kamu sağlık sisteminin yönetim kademesinde ciddi bir yasal ve idari boşluk olduğu vurgulanırken, seçime sayılı günler kala üçlü kararnameyle yeni bir müsteşar görevlendirilmesi eleştirildi.

Sendika, seçime üç-dört ay kala yapılan bu görevlendirmenin gerekçesini sorgulayarak hangi projenin hayata geçirileceği ve hangi kronik sorunun çözüleceği sorularını yöneltti. Asıl ihtiyacın yeni siyasi atamalar değil, yıllardır boş tutulan ya da geçici görevlendirmelerle doldurulan yasal yönetim kadrolarının liyakat temelinde tamamlanması olduğu belirtildi. Hükümet ve Sağlık Bakanı'na çağrıda bulunulan açıklamada, sağlık sisteminin siyasi sadakat yerine ülkenin gerçek ihtiyaçları, bilimsel ilkeler, hukuk ve liyakat çerçevesinde yönetilmesi gerektiği ifade edildi. Sağlığın siyasi kadrolaşmanın alanı, seçim hesabının aracı ve siyasetin oyuncağı olmaması gerektiği vurgulandı.

Sık Sorulan Sorular

Haberde belirtilen mevcut durumda, YTKD Başhekiminin görevini yapmaktan engellendiği ve TSHD Başhekimliğinin boş bırakıldığı iddiası hangi yasal dayanağa göre eleştiriliyor?
İlgili mevzuatın daire müdürleri ve başhekimlerin Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından sınavla ve liyakat ölçütüne göre atanmasını gerektirdiği, ancak bu kadroların geçici ve siyasi görevlendirmelerle doldurulduğu belirtiliyor.
Haberde adı geçen ve yasası 8 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren Sağlık Hizmetleri Dairesi'nin şu anki durumu nedir?
Sağlık Hizmetleri Dairesi'nin yasası yürürlüğe girmiş olmasına rağmen henüz fiilen kurulmadığı ifade ediliyor.
Sendika, seçime sayılı günler kala yapılan hangi atamayı eleştiriyor?
Sendika, seçime sayılı günler kala üçlü kararnameyle yeni bir müsteşar görevlendirilmesini eleştiriyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör