DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Güney Kıbrıs

Şendir: Kıbrıs'ta artık eski yöntemlerle müzakere yapılamaz

23 Temmuz 2026 30 okunma
Milliyet gazetesi yazarı Özay Şendir, Kıbrıs konusundaki köşe yazısında, geçmişte yaşanan acı olaylara ve başarısız müzakere süreçlerine dikkat çekerek, adada yeni bir dönemin başlaması gerektiğini savundu.

Şendir, "Bir Rum’a karşı 10 Türk" başlıklı yazısında, Annan Planı sürecinden günümüzdeki müzakerelere kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Yazar, özellikle Avrupa Birliği'nin Kıbrıs meselesindeki tarafsızlığını kaybettiğini öne sürerek, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Brüksel'i müzakere masasının dışında bırakması gerektiğini ifade etti.

Köşe yazısında EOKA ve EOKA-B'nin geçmişteki eylemlerine de yer veren Şendir, EOKA üyesi Andreas Kareklas'ın 1955'te Mağusa'da bir İngiliz ajanına yönelik suikast girişimini ve 1956'da idam edilmesini hatırlattı. Ayrıca, EOKA-B üyesi Andreas Dimitriu'nun 2004'te yayımlanan itiraflarına atıfta bulunan yazar, 14 Ağustos 1974'te 89 Kıbrıslı Türk erkeğinin öldürülmesi ve ardından kadınlara yönelik cinsel saldırılar yaşandığı iddialarını aktardı.

Şendir, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'na verdikleri "evet" oyuna rağmen, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin sözlerini tutmadığını belirtti. Yazar, "Artık ucu açık müzakere olmaz, artık nafile müzakereler de olmaz, 52 yıldır kan akmayan bir adaya barış gelmiş demektir, masa devrilirse statükonun kabulü gerekir" diyerek mevcut durumun kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.

Yazısının sonunda ELAM'a sert uyarılarda bulunan Şendir, bu grubu EOKA-B'nin mirasçısı olarak nitelendirdi. Şendir, "Tarih tekerrür eder mi derseniz, EOKA, EOKA-B'nin mirasçısı durumundaki ELAM yanlış bir adım atarsa tarih tekerrür etmez, bu kez gereken en sert biçimiyle yapılır" ifadelerini kullandı. EOKA'nın sadece Türklere değil, kendi ideolojisine karşı çıkan Rumlara da şiddet uyguladığını belirten yazar, çeşitli kitap ve arşiv belgelerinden örnekler paylaştı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör