DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Kaza & Olaylar

Trafikteki İhmal Zinciri Can Almaya Devam Ediyor

29 Temmuz 2026 97 okunma
Henüz 39 yaşında bir kişinin trafik kazasında hayatını kaybetmesi, yıllardır süregelen denetim ve eğitim eksikliklerini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle yabancı sürücüler için zorunlu trafik eğitimi olmamasını eleştiriyor.

Hayatının baharında bir adam, geride bir eş ve iki küçük kız çocuğu bırakarak yaşamını yitirdi. Ailesi ve yakınları gözyaşlarına boğulurken, yetkililer bu olayı sıradan bir "trafik kazası" olarak nitelendirmekle yetindi. Ancak olayın perde arkasında yıllardır çözülmeyi bekleyen bir ihmal zinciri olduğu belirtiliyor.

Ülkeye her gün binlerce turist geliyor ve yüzlerce kişi kiralık araç kullanıyor. Yabancı uyruklu sürücüler direksiyon başına geçiyor. Peki bu kişilere Türkiye’nin kendine özgü trafik kuralları kim tarafından öğretiliyor? Trafiğin soldan aktığı, kavşak ve çemberlerde farklı öncelik kurallarının bulunduğu bir sistemde, ilk kez direksiyona geçen bir yabancının bu kuralları bilmesini beklemek gerçekçi değil. Sadece anahtarı teslim edip "iyi yolculuklar" dilemek sorumluluğu ortadan kaldırmıyor.

Bu noktada akıllara şu soru geliyor: Kiralık araç teslim edilmeden önce herkesin izlemesi zorunlu olacak 20-30 dakikalık bir trafik bilgilendirme eğitimi neden hayata geçirilmiyor? Çemberde öncelik hakkı kime ait? Soldan akan trafikte nasıl hareket edilmeli? Sinyal kullanımı neden hayati önem taşıyor? Yaya geçitlerinde nasıl davranılmalı? Bu bilgiler birkaç dakikada anlatılabilecek ve belki de onlarca hayat kurtarabilecek basit ama etkili önlemler arasında yer alıyor.

Uzmanlar, sorunun sadece turistlerle sınırlı olmadığını vurguluyor. Denetim eksikliği, eğitim yetersizliği ve caydırıcılığın olmaması trafik kazalarının başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Yabancı ehliyeti vermek veya değiştirmekle işin bitmediğini, direksiyon başına geçen herkesin kuralları gerçekten bildiğinden emin olunması gerektiğini belirtiyorlar. Trafikte yapılan bir hata, ikinci bir şans bırakmayabiliyor.

Her ölümden sonra birkaç gün konuşuluyor, sonra bir sonraki cenazeye kadar unutuluyor. Oysa gerçek çözüm, yas tutmak değil; aynı acının bir daha yaşanmaması için cesur kararlar almak. Kaybedilen her insan bir istatistik değil; yarım kalan bir hayat, yıkılan bir aile ve geri gelmeyecek bir ömür anlamına geliyor.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör