DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

19 Yaşında Cepheye Koşan Naci Talat'ın Erenköy Mektupları: "Benden Yana Hiç Endişeniz Olmasın"

11 Ağustos 2026 91 okunma
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Erenköy Direnişi'nin 62'nci yılında babası Naci Talat'ın cephedeyken ailesine yazdığı duygu yüklü mektupları kamuoyuyla paylaştı. Mektuplar, üniversiteyi bırakıp vatan savunmasına koşan 19 yaşındaki bir gencin yaşadığı zorlu mücadeleyi gözler önüne seriyor.

Sıla Usar İncirli, babasının da aralarında bulunduğu 500 mücahidin, eğitimlerini yarıda bırakarak Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde unutulmaz bir destan yazdığını vurguladı. Erenköy Direnişi'nin yıl dönümünde paylaşılan bu özel mektuplar, tarihe kişisel bir tanıklık niteliği taşıyor.

Naci Talat'ın 14 Ağustos 1964 tarihli ilk mektubu, bölgeye bir helikopterin iniş yaptığı sırada alelacele kaleme alınmış kısa bir nottan oluşuyor. Tepebaşında bir mevzide olduğunu belirten Talat, "O korkunç saldırıdan sağ salim çıktım. İnşallah yakında kavuşacağız" sözleriyle ailesine umut vermeye çalışıyor.

20 Ağustos 1964'te yazdığı daha uzun mektupta ise yaşanan çatışmaların dehşetini tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Talat, 2000 kişilik bir Yunan kuvvetine karşı 500 mücahitle verilen eşitsiz mücadeleyi, "Havan, bazuka, top, hücumbot ve uçak bombaları altındayız. Dolu misali mermi yağıyor" ifadeleriyle aktarıyor. Antakya bölgesinde üç gün süren çarpışmaların ardından gece karanlığında Erenköy'e çekildiklerini ve bu sırada hiç kayıp vermediklerini belirtiyor. Mektubun en acı bölümü ise iki yakın arkadaşı Salahi ve Süleyman'ın gözleri önünde şehit düştüğü anı tarif ettiği satırlar. O patlamada yara almadan kurtulan tek kişinin kendisi olduğunu söyleyen Talat, ailesinden toplu bir fotoğraf isteyerek özlemini dile getiriyor.

12 Ocak 1964 tarihli bir diğer mektupta ise cephedeki zorlu kış şartları öne çıkıyor. Soğuk ve yağmurun etkili olduğu bölgede nöbetlerin çok ağır geçtiğini anlatan genç mücahit, ailesinden yün çorap, kazak ve kalın pantolon gibi ihtiyaç malzemeleri talep ediyor. Babasının polis pantolonlarının daraltılıp gönderilmesini rica etmesi, dönemin kısıtlı imkanlarını da ortaya koyuyor.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör